YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8680
KARAR NO : 2013/2029
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 102 ada 1 parsel sayılı 986373,20 m²; 104 ada 1 parsel sayılı 19179,37 m² ve 105 ada 1 parsel sayılı 4620,14 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, orman vasfı ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar, ana dava dosyasıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adlarına tescili talebiyle dava açmışlar, davacı … yargılama sırasında 09.02.1977 tarih 6 nolu tapu kaydına dayanmıştır. Birleştirilen mahkemenin 2010/7 esas sayılı dava dosyasıyla … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak asliye hukuk mahkemesinde 102 ada 1 ve 107 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmış, yargılama sırasında … Köyünde 107 ada 7 parselin bulunmadığı 107 adada sadece 1 parselin bulunduğu anlaşılmıştır.
Birleştirilen kadastro mahkemesinin 2010/7 esas sayılı dava dosyasında asliye hukuk mahkemesinde davanın reddine 102 ada 1 ve 107 ada 1 parsellerin tesbit gibi tapuya tescillerine dair verilen karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.03.2009 gün ve 2009/1096-3972 sayılı kararıyla “mahkemece iptali istenen tapu kaydının dosya arasında gönderilmesi için tapu müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta parselin halen kadastro mahkemesinin 2007/1 esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle tutanak fotokopisi gönderilmiştir. Bu belgeden, davaya konu … Köyü 102 ada 1 sayılı parselin 30/11/ 2006 tarihinde orman olarak tespit edilip 11/12/2006 – 11/01/2007 tarihleri arasında askı ilânına çıkartıldığı, temyize konu davanın bu süreden sonra 03/04/2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme 26/07/2007 tarihli oturumda taşınmazla ilgili olduğu bildirilen kadastro mahkemesinin 2007/1 esas sayılı dava dosyasının getirtilerek incelenmesine karar vermiş, ancak, sonraki oturum zabıtlarında bu hususun yerine getirildiği ve davanın ne aşamada olduğu yönünde bir bilgi bulunmamaktadır. Sözü edilen dosya getirtilerek halen derdest ise temyize konu davanın o davaya bir katılım isteği olduğu, ancak, temyiz konusu dava açılmadan kesinleşmiş ise, genel mahkemelerin uyuşmazlığın çözümünde görevli olabileceği düşünülmediği ve değinilen yönler gözetilmeden işin esasına girilerek kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilerek bozulmuştur. Asliye hukuk mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra 102 ada 1 parsele ilişkin dava tefrik edilerek 2010/79 esasa kayıt edilmiş ve mahkemece mahkemenin görevsizliğine dosyanın görevli ve yetkili kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kadastro mahkemesinin 2010/7 esasına kaydı yapılan dava dosyası bu dava dosyasıyla birleştirilmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu edilen ve (S) ile gösterilen kısmın … Köyü 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı anlaşıldığından, mahkemece 02.01.2012 tarihinde bu kısma yönelik davanın tefrikine, 102 ada 1 ve 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik
davanın reddi ile 102 ada 1 ve 105 ada 1 parsellerin tesbit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Daha sonra mahkemece 21.03.2012 tarihili ek karar ile 02.01.2012 tarih ve 2007/1-2012/2 sayılı mahkeme kararında sehven 104 ada 1 parsele ilişkin hüküm kurulmadığı, davalı olan parsel hakkında hüküm verilmediği sürece tapu sicilinde malik hanelerinin boş kalacağı, bu durumun da kadastronun amacına ters olduğundan dosya re’sen ele alınarak … Köyü 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak açılan davanın reddine ve taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince orman sınırlandırılması yapılmış ve çekişmeli taşınmazlar orman sınırları içinde bırakılmıştır .
1) Mahkemece 02.01.2012 tarihli kısa kararla davanın reddine, 102 ada 1 ve 105 ada 1 parsellerin tespit gibi orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilerek dosyadan el çekildikten ve kısa karada ve 104 ada 1 parsele yönelik hüküm oluşturulmamış olduğu halde, dava dosyasının re’sen ele alınarak 21.03.2012 tarihinde davanın reddine ve 104 ada 1 parselin tespit gibi orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Dosyada mevcut fenni bilirkişiler Selim Dirik ve Levent Şahin tarafından düzenlenen 24.06.2011 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokiden davacılar tarafından … Köyü 104 ada 1 parsel içinde kalan ve (S) ile gösterilen kısım ile 102 ada 1 parsel içinde kalan (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G), (H), (I), (K), (L), (M), (N), (P) ve (R) kısımlarına yönelik olarak dava açılmış olduğu, davacılar tarafından 105 ada 1 ve 21.03.2012 tarihli ek kararla hakkında hüküm kurulan 104 ada 1 parsellere yönelik açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığından, 105 ada 1 ve 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak ve eklerinin olağan yollardan kesinleştirilmek üzere kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
3) Davacıların 102 ada 1 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince: mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazlara komşu 204 ada 1, 203 ada 1 197 ada 31 ve 33 parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile eğer itirazlı iseler dava dosyaları getirildikten sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13/06/1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek
suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri (1/5000 ve 1/25000 ölçekli) yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, davacı …’in yargılama sırasında dayandığı 09.02.1977 tarih 6 nolu tapu kaydının fenni bilirkişi tarafından düzenlenen raporda … Köyü 104 ada 1 parsel içinde kalan ve (S) ile gösterilen kısma uyduğu bildirilmiş olduğundan; çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeli ve dava dosyasında mevcut ziraatçı bilirkişi … tarafından düzenlenen 15.11.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda dikkate alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.