YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17987
KARAR NO : 2010/398
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil, elatmanın önlenmesi ve … yararına tesis edilen irtifak hakkının silinmesi davalarının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine, Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 19.02.2008 tarihli dilekçesiyle … Köyü 522 (114 ada 13) sayılı parselin öncesinin kısmen orman sayılan yerlerden olduğunu ve kısmen kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğunu, devlet ormanlarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğini, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalıların elatmalarının önlenmesini ve … yararına tesis edilen irtifak hakkının silinmesini istemiştir. Mahkemece tapu iptal tescil davasının KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 114 ada 13 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, el atmanın önlenmesi davasının ise… yönünden kabulüne, … taşınmaza el atmasının önlenmesine, TEK yararına konulan daimi irtifak hakkının silinmesine ilişkin istemin REDDİNE karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakılmış olan taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle tescili, el atmanın önlenmesi ve … yararına tesis edilen irtifak hakkının silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1990 yılında yapılıp 21.11.1991 ila 21.05.1992 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
… Köyünde 1962 yılında yapılan genel kadastroda, 552 parsel sayılı 8320 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle ve Ekim 1940 tarih 32 sıra numaralı tapu kaydı ve 747 yazım numaralı vergi kaydıyla paylı olarak Hazine ve … Şehirli adına tesbit edilmiş, 26.06.1964 ila 26.07.1964 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, yenileme ile 114 ada 11 parsel sayısını almış, ifrazen 1407 m2 yüzölçümündeki bölümü 114 ada 13 ve 7003,09 m2 yüzölçümündeki 114 ada 14 sayılı parseller paylı olarak Hazine ve… adına kayıt edilmiştir.
-2- 2009/17987 – 2010/398
İncelenen dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı ve kesinleşen orman kadastrosunun aynı yasanın 13. maddesi gereğince Hazine adına tescil edildiği, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayırma işlemi yapılmışsa da “yeryer erozyonun da mevcut olduğu sahada; yayılmış vaziyette meşe, kayın, kestane, ıhlamur ağaçlarının görüldüğü, yaşlarının 20 – 40 olduğu, meyilin % 30 – 50 arasında bulunduğu, muhafaza karakteri taşıdığı için 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi şumulüne girmediğinden evvelce maki olarak tefrik edilip, iki parça 388 hektar sahanın orman olarak mütalaa edilmesi gerektiği konusundaki rapor üzerine 28.12.1962 tarihinde iptal edildiği, toprak tevzi komisyonunca dağıtım yapılmadığı, taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiği belirlenip,
Makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 kararı ile yine H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında başka tapu kayıtlarına değer verilemeyeceğinin kabul edildiği, taşınmazın eğim ölçer aleti ile belirlenen eğiminin % 18-20 olduğu, üzerinde halen maki bitki örtüsü bulunduğu, bu haliyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/son ve 43. maddesi gereğince orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin muhafaza ormanı olması nedeniyle, 1. Hukuk Dairesinin 19.09.2001 gün ve 8253/9337 sayılı ve 14.10.1999 gün 7693/9956 sayılı ve 27.03.2003 gün 2666/2623 sayılı kararları ve konu ile ilgili 20. Hukuk Dairesi kararlarında kabul edildiği gibi orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin “muhafaza ormanı” sayıldığından makiye ayrılamayacağı ve toprak tevzi yoluyla dağıtılamayacağı, dağıtılmış olsa bile yolsuz olarak oluşturulan böyle bir tapuya yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen değer verilemeyeceği, Orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makiliği alanlarında 28.03.1996 gün 1993/5-1996/1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, maki komisyonlarının yaptığı işlem orman sınırı dışına çıkarma işlemi değil “makilik yer olduğunu belirleme” şeklindeki Orman Yönetiminin iç işlemi olduğu, 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa uyarınca çıkartılan yönetmelikte maki komisyonlarına “orman sınırı dışına çıkartma” yetkisi verilmediği, aslı orman olan bir yerle yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğu gibi, Orman Yönetimi tarafından da her zaman iptal edilebileceği, nitekim somut olayda 1962 yılında iptal edildiği,
Çekişmeli taşınmazın 1945 yılında yapılan ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve fiilen orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, ancak, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro olması nedeniyle yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026 (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı uygulanamayacağı, taşınmazı bu haliyle ve orman olduğunu görerek ve bilerek satın alan davalıların iyi niyetli olduğunun dahi kabul edilemeyeceği, davalıların taşınmazı satın alırken ödedikleri bedeli kendilerine satan kişi ve kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği gözetilerek Orman
-3- 2009/17987 – 2010/398
Yönetiminin davasının kabulü yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından, davalı Hazine ve davalı gerçek kişinin tüm, Orman Yönetiminin ise diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, Orman Yasasının 17/3 Maddesinin “Turizm alan ve merkezleri dışında kalan Devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler için gerçek ve tüzelkişilere, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli karşılığı izin verilebilir” hükmü gereğince, Orman Yönetimi tarafından verilmiş bir izin olmadan, çekişmeli parselin tapu kaydının beyanlar hanesine, Türkiye Elektirik Kurumunun gerçek kişiden kamulaştırmaya dayalı olarak konulan daimi irtifak hakkı şerhinin silinmesine karar verilmesi gerekirken, bu istemin reddine karar verilmesi doğru değil ve Orman Yönetiminin temyiz itirazı bu nedenle yerindeyse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının birinci bendin üçüncü paragrafında yer alan “ Davacının dava konusu parsel üzerindeki TEK lehine konulan daimi irtifak hakkının iptaline ilişkin talebinin REDDİ’ine ” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “ Davacının dava konusu parsel üzerindeki TEK lehine konulan daimi irtifak hakkının İPTALİNE” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalılar Orman Yönetimi ve gerçek kişiye ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 21.01.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.