Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16323 E. 2011/2767 K. 16.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16323
KARAR NO : 2011/2767
KARAR TARİHİ : 16.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili … Köyü 770 sayılı parselin tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu 4420 m2’sinin Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ve işlemin kesinleştiğini bildirerek, bu bölümün tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve B (649.82 m2) ve C (3694.35 m2) bölümlerinin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede, 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro çalışması ile 1975 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 24.06.1977 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 13.11.2007 tarihinde ilan edilen 2/B madde çalışması ile 26.03.2007 tarihinde ilan edilen 4999 Sayılı Yasaya göre fenni hataları düzeltme çalışması vardır. Arazi kadastrosu 1952 yılında yapılarak kesinleşmiş,1990 yılında 2859 Sayılı Yasaya göre pafta yenileme çalışması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazın kısmen 1941 yılında yapılan orman kadastrosunda Alaçınar Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulama çalışmasında 2. madde parseli olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işlemin kesinleştiği, bu nedenle 2007 yılında yapılan 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamasına konu edilmediği, yine 2006 yılında 4999 Sayılı Yasaya göre yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmasında da daha önce grafik yöntemle yapılan orman kadastrosu ve 2. madde haritaları sayısallaştırılarak orman tahdit sınır nokta ve hatlarına koordinat verildiği, yani kısacası 1976 yılından sonra yapılan çalışmaların aplikasyon niteliğinde olduğu, taşınmaz 1941 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, tapu kaydının yasal değerini yitirdiği ve aslında orman olan taşınmaz hakkında arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmaları nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y. 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı gibi, tapu kaydı ile satın alan kişinin de 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı, sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, taşınmazın 1744 Sayılı Yasanın 2/2. Maddesi gereğince değil aynı yasanın 2/1. Maddesi gereğince öncesi orman olup, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkarıldığından öncesi tapulu olsa dahi tapu sahibine intikal etmeyeceği anlaşıldığına göre … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; taşınmazın (B) ve (C) bölümlerine ilişkin tapu kaydının beyanlar hanesine 2. Madde şerhi verilmemesi, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 36/A. maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve aynı yasının 17. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 1. bendinin sonuna gelmek üzere “bu bölümlerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Maddesi gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılan yerlerden” cümlesinin yazılmasına, ayrıca hükmün 2, 3 ve 4. paragraflarının kaldırılarak, yerine “6099 Sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının davalılara yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16.03.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.