Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/10017 E. 2010/6241 K. 24.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10017
KARAR NO : 2010/6241
KARAR TARİHİ : 24.05.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı eşi …tarafından davalı bankadan çekilen taşıt kredisinin kefil olduğunu, ancak kefalet sözleşmesini baskı altında imzaladığını ve ayrıca sözleşmede kefalet limiti yazılı olmadığından geçersiz olduğunu, davalı tarafça hakkında Adapazarı 2.İcra Müdürlüğünün 2004/5224 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak ödeme emrinin ayrı oldukları dönemde boşandığı eşi ile oturdukları adrese gönderildiğinden tebligatın geçersiz olduğunu ve bu nedenle itiraz edemediğini bildirerek 05.04.2004 tarihli kefalet sözleşmesinin zorunlu yasal unsurları içermediğinden geçersizliğine, Adapazarı 2.İcra Müdürlüğünün 2004/3224 Esas sayılı takip dosyasında yapılan tebligatların iptaline, davacının taşınmazına konulan hacizlerin kaldırılmasına ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının baskı altında imzalamış olsa dahi daha sonra yaptığı işlemden gelip vazgeçebileceğini, icra takibinin bile kesinleştiğini bu anlamda kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, 05.04.2004 tarihli kredi sözleşmesinde davacının imzasının bulunduğu ancak kefalet limitinin gösterilmediğinden sözleşme nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, Adapazarı 2. İcra Müdürlüğünün 2004/5224 sayılı icra takibinde usulüne uygun yapılmayan tebligatların iptali, hacizlerin kaldırılmasına yönelik taleplerin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar sözleşmede kefalet limiti yazılı değil ise de , kredi limitinin 36.000 TL olduğu açıkça gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece, sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu tutulabileceği belirli bir miktarın mevcut olduğu anlaşıldığından 12.04.1944 tarih ve 14/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kefaletin geçerli olduğu gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 24.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.