Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/774 E. 2010/3567 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/774
KARAR NO : 2010/3567
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE- ORMAN YÖNETİMİ – KÖY TÜZELKİŞİLİĞİ

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü Konyuvası mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasının 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adlarına tescilini istemiştir. Davalı Hazine, 29.05.2009 tarihli dilekçesi ile çekişmeli taşınmazın hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı … ile davalı Hazine tarafından taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi talep edildiği halde bu konuda karar verilmemiş olması nedeni ile temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 24.08.2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 1975 yılında yapılmış ve ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen 2265,96 m2’lik kısmının kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu, (A) ile gösterilen 3950,79 m2’lik kısmının ise orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmasına rağmen yörede 1975 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman sayılan yerlerden olması nedeni ile tespit dışı bırakıldığı orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 2006 yılına kadar davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1) Davaya konu taşınmazın (A) ile gösterilen 3950,79 m2’lik kısmının 1975 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman sayılan yerlerden olması nedeniyle ORMAN niteliğiyle tespit dışı bırakılmış ve işlem kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacaktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir (Yüksek H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı kararı da bu yöndedir). Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 2006 yılında yapılmış ve 24.8.2006 tarihinde ilan edilerek 24.02.2007 tarihinde kesinleşmiş ve (A) kısmı orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmazın Medeni yasanın 713 maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. Maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının orman sınırları dışına çıkarılma işleminin yapılıp kesinleştiği 24.02.12007 tarihi ile temyize konu davanın açıldığı 01.08.2008 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamış olup, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ve dava konusu taşınmazın (B) ile gösterilen 2265,96 m2’lik kısmının, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığından davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı hazinenin temyiz itirazlarına gelince: 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/4. maddesinde “Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar Tapu Sicil Müdürlüklerince hiç bir harç, vergi ve resim alınmaksızın orman niteliği ile 2. maddeye göre orman sınırı dışına çıkarılan yerler halihazır niteliği ile kaydında belirtme yapılarak Hazine adına tapuya tescil olunur” denilmektedir.
Uzman bilirkişiler marifetiyle yapılan incelemede çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının … Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı saptanmıştır. O halde; 6831 Sayılı Yasanın 11/4. Maddesi gereğince (B) ile gösterilen kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescil edilip edilmediği araştırılarak eğer tescil edilmemiş ise bu kısmın orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmesi , tescil edilmiş ve tapuda kayıtlı ise tapu kayıt örneğinin çıkartılarak bu kısma yönelik hazinenin talebinin taşınmaz tapuda kayıtlı olduğundan reddine karar verilmesi ve (A) ile gösterilen kısmın vasfı belirlenerek hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, Hazinenin tescil talebine ilişkin olarak olumlu yada olumsuz bir karar verimemiş olması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddine, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.