YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9403
KARAR NO : 2013/10763
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 02.11.2006 havale tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Beldesinde bulunan yaklaşık 10316 m² yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, 08.12.2006 havale tarihli cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, imar planı kapsamında bulunduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı, dava dışı Hanife Bayrak aleyhine 1978 ilâ 1993 yılları arasında ecrimisil tahakkuk ettirildiği ve tahsilinin yapıldığı, yine bu kişi tarafından açılan Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 1998/370 Esas sayılı dava dosyasında derdest dava bulunduğu savunmasıyla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 02.05.2008 tarihli krokide (A1) ile işaretli 4888 m² ve (A2) ile işaretli 4720 m² yüzölçümü ile gösterilen taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi,daha sonra 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 23.04.1977, komisyonun itirazların incelenmesine ilişkin çalışmaları da 13.04.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 16.04.1956 – 10.08.1956 tarihleri arasında yapılmış ve sonuçları 14.10.1956 – 14.11.1956 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz çalılık niteliğiyle tescil harici bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, imar planı içine alınıp alınmadığı, alınmış ise imar planının kesinleşme tarihi, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2. madde ve 2/B madde haritaları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, imar planındaki konumu belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, bu inceleme sonucu dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre 1942 yılında yapılan orman tahdidi dışında kaldığı belirlendiği takdirde, orman kadastrosunun 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleştiğinden, orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukukî durumunun saptanamayacağına göre, yukarıdaki şekilde yapılan uygulama sonucu eski tarihli harita ve hava fotoğraflarında orman alanı olarak tesbit edilmesi halinde 4785 sayılı Kanun gözetilerek yapılan orman kadastrosu ile dışarıda bırakılıncaya kadar orman niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle kazanımının mümkün bulunmadığı gözönünde bulundurulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/11/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.