Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5832 E. 2011/9700 K. 13.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5832
KARAR NO : 2011/9700
KARAR TARİHİ : 13.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2004 gün ve 2004/2849-2774 sayılı bozma kararında özetle; “19.07.2000 tarihli keşif sonucu orman yüksek mühendisi ve … elemanı bilirkişi tarafından müşterek olarak düzenlenen rapor ve krokide (b) ile gösterilen bölümün imar ihya görmemiş ve hiç tarımda kullanılmamış, yüksek eğimli, sınırdaki devlet ormanı ile aynı özellikleri taşıyan yerlerden olduğu belirlendiğine göre davacı gerçek kişinin bu bölüme ilişkin davasının reddi yerinde olduğundan, davcı gerçek kişilerin bu bölüme ilişkin temyiz itirazları red edilmiş, Davacı gerçek kişinin, müşterek bilirkişi krokisinde (a) ve (c) ile gösterilen bölümlere, Orman Yönetiminin ise nizalı taşınmazın tümüne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmiş, bu bölümlere ilişkin bozma kararında“davacı gerçek kişinin tutunduğu tapu kaydının, 26.07.1977 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda, 695 parsele uygulandığı, 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı için tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, kadastro tesbitinin kesinleşmesinden sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gerekçesiyle, Orman Yönetiminin davasının ise taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmişse de, 3402 sayılı Yasanın 12/4. maddesi gereğince kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder. Ancak, delil olma özelliğini sürdürürler. Davacı 1075 m2 yüzölçümündeki 695 parselin kadastro tesbitine esas alınan 3990 m2 miktarlı, taşlık ve çalılık yerlerden iken ihya edilmekle 5098 Sayılı Yasanın 5. maddesi ve 5618 Sayılı Yasa hükümlerine göre meccanen … oğlu … … adına oluşturulan Şubat 1953 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydına dayandığı, bu tapu kaydının dava dışı 695 parsel ile birlikte, kadastroda orman olarak sınırlandığı gerekçesiyle tapulama dışı bırakılan çekişmeli taşınmazı da kapsadığını iddia edildiği, çekişmeli taşınmaz kadastroda tapulama dışı bırakıldığına göre 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, Davacı zilyetliğe değil, tapu kaydına dayalı olarak bu davayı açtığına göre, davada 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin de aranmayacağı mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, kesinleşen orman sınırları içinde kalan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, diğer taraftan davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı evrakı müsbite içinde yer alan krokisi yüzölçümü ve sınırları itibariyle usulünce uygulanmadığı gibi, orman kadastro tutanaklarında, sınırlarının hava fotoğrafındaki görüntüsüne uygun olarak belirlendiği ifade edilen, 683 ve 684 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile belirlenen 80 numaralı orman içi tarım poligonunun sınırları, uzman bilirkişinin rapor ve krokisindeki aynı orman sınır hattı ve poligonun sınırları ile çeliştiği, yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilmeyeceği, kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu hallerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro haritası ve tutanaklarının uygulanması suretiyle belirleneceği, bu nedenlerle, mahkemece öncelikle orman kadastrosunda kullanılan hava fotoğraflarının getirtilmesi, yörede 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile orman olarak sınırlanan alanların tapu siciline kayıt edilip edilmediğinin tapu sicil müdürlüğünden sorulması, kayıt edilmiş ise ilgili tapu kaydının getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin orman kadastro haritası ve tutanakları ile orman kadastrosunda kullanılan hava fotoğrafları ve arazi kadastro paftasının sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın orman sınır hattına göre konumunun saptanması, uygulamada orman kadastrosunda kullanılan hava fotoğraflarının kullanılması, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde ise nedeni üzerinde durulması, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanması; davacı tarafın tutunduğu şubat 1953 tarih 6 sıra numaralı tapu kaydı yüzölçümü ve ilk tesisindeki tescil krokisinden yararlanılarak yeterince yaşlı yerel bilirkişi huzuruyla uygulanıp kapsamı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın, 1967 yılında düzenlenen orman tahdit haritası ile genel arazi kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmek suretiyle, orman sınır hatlarına göre konumunu ve tapu uygulamasını gösteren, ayrı renklerde işaretli ölçekli kroki düzenlettirilmesi, gerçek kişinin kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümlere ilişkin davasının red edilmesi, bu bölümler devlet ormanı olarak tapu siciline kayıt edilmiş ise Orman Yönetiminin bu bölümlere ilişkin davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle red edilmesi, orman kadastrosu ile belirlenen devlet ormanları tapu siciline kayıt edilmemiş ise Orman Yönetiminin davasının kabul edilmesi, çekişmeli taşınmazın tamamı yada bir bölümünün kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı belirlenecek olur ise bu kez, 1. bendeki anlatılan ve bilirkişi krokisinde (b) ile gösterilen taşınmaz dışındaki, tutunulan tapu kaydının yüzölçümünün, sınırları ve krokisi ile kapsadığı bölümler yönünden davanın kabulüne, kesinleşen orman sınırları ve tutunulan tapu kaydı kapsamı dışındaki bölümler yönünden ise 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, 13.01.2010 taihli bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen ve 695 ve 696 sayılı parselin doğusunda bulunan 870,08 m2 bölüm hakkındaki davaların reddine ilişkin 22.02.2001 tarihli hüküm kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 13.01.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 528,29 m2 ve (C) ile gösterilen 83,31 m2 bölüm hakkındaki davanın REDDİNE, Orman Yönetiminin taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescili isteminin REDDİNE, Orman Yönetiminin el atmanın önlenmesi isteminin KABULÜNE, 13.01.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen ve dava dışı 695 sayılı parselin kuzeyinde kalan 528,29 m2 bölüm ve (C) ile gösterilen dava dışı 696 sayılı parselin güneyinde kalan 83,31 m2 bölüme davacı gerçek kişilerin EL ATMALARININ ÖNLENMESİNE karar verilmiş, hüküm katılan … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakılan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1982 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yine 1992 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1977 yılında yapılmış ve sonuçları 21.06.1977 – 25.07.1977 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Bozma kararı gereği, yapılan araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, yörede seri usulle 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditi dışındaysa da, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince, orman olarak sınırlandırılabilecek yerlerden olduğu belirlenerek gerçek kişilerin davalarının reddine Orman Yönetiminin isteminin kabulü ile davacı gerçek kişilerin elatmalarının önlenmesine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, yörede 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde orman sınırları içinde kalan yerlerin 1393 parsel sayısı ve orman niteliğiyle tapuya kayıt edildiği, oysa çekişmeli taşınamazın orman sınırları dışında olması nedeniyle orman niteliğiyle tapuda kayıtlı olamayacağı gözetilmeden ve kararın gerekçesinde de Orman Yönetimi orman niteliği ile Hazine adına tescil isteminin kabulü gerektiği açıklandığı halde, Orman Yönetiminin tapuya tescil isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında 2-a) numaralı bentte yer alan “Müdahil davacı … İdaresinin taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine” cümlesinin hükümden tamamen çıkartılarak bunun yerine; “Orman Yönetiminin tescil isteminin kabulüyle, Harita Mühendisi bilirkişi … Orman Mühendisi Bilirkişi … Eşeve orman Yüksek Mühendisi Bilirikşiler … ve … tarafından düzenlenen 10.01.2010 tarihinde düzenelen 12.01.2010 havale tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (a) işaretli 528,29 m2, (b) işaretli 870,08 m2 ve (c) işaretli 83,31 m2 bölümlerin devlet ormanı niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.