YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18860
KARAR NO : 2010/1423
KARAR TARİHİ : 09.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 347 ada 8 parsel sayılı 2923.09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çayır niteliğinde belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı … davalıların zilyetliğinin 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine ulaşmadığı ve ekonomik amacına uygun olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddi ile çekişmeli parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla toprak kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Taşınmaz başında dinlenen tarım uzmanı bilirkişi çekişmeli yerin Kös Çayının batısında tepe ile arasında kaldığını, içerisinden ark geçtiğini, keşif günü itibarıyla su akışının devam ettiğini, arkın böldüğü taşınmazın batısında kalan kısım halen düzlük ve tarıma elverişli durumda olduğunu, ancak doğusunda kalan bölümün taşlık durumda olup bu haliyle tarım yapılmasının olası olmadığını, içerisinde yıkılmış taş yapı bir hayvan barınağı bulunduğunu, taşlılık oranının % 40 olup üzerinde yer yer küçük çalılıklar ve … kenarında söğütler bulunduğunu, … yıllardan beri herhangi bir şekilde tarımda kullanılmadığını, taşları temizlendiği takdirde bahçe tarımında kullanılabileceğini bildirmiş; halen ekonomik biçimde kullanılan bir tarım alanı olduğundan söz etmemiştir.
Yöreyi bilen, taraflarla hasımlığı- hısımlığı bulunmayan 1937-1946 ve 1934 doğumlu yerel bilirkişiler çekişmeli yerin dava dışı 347 ada 9, 10, 11 parsellerle bir bütün olarak önceleri davalıların dedeleri … …’a ait olduğunu, ölümü ile mirasçıları arasında paylaşıldığını, dayanak 1936 Tarih, 457 numaralı Nadir oğlu … … adına kayıtlı Doğusu: kendi çayırı, Batısı: tepe, Kuzeyi: …, Güneyi: tepe sınırlı vergi kaydının sınırlar itibarıyla bu taşınmazların tamamını kapsadığını, … …’in taşınmazı Cevher isimli bir kişiden satın almış olduğunu, taşınmazın batısındaki sırttan eskiden ark geçtiğini, arkın batı kısmında kalan düzlüğün tarla olarak kullanılıp, yonca ekildiğini, ancak keşif tarihinde ekim yapılmadığını, ark ile … arasında kalan ve taşlı bulunan yer ile aslında bir bütünken ark nedeniyle bölündüğünü ve sel baskınları nedeniyle toprağın aşınıp taşlık halini aldığını açıklamıştır. Tarım bilirkişi raporu ile yerel bilirkişilerin anlatımı birbirini doğrular nitelikte değildir.
Dayanılan vergi kaydı içerdiği sınırlar itibarıyla her yere uyabilecek nitelikte olduğu gibi vergi kayıtları zilyetlikle birleştikleri takdirde değer verilebilen kayıtlardır.
2009/18860-2010/1423
Mahkemece zilyetlik tanığı dinlenmemiş, taşınmazın tarım alanı niteliği taşıyıp taşımadığı, davalıların çekişmeli taşınmazda ekonomik amacına uygun, çekişmesiz ve kazanmaya yeter süre ile bir zilyetliklerinin olup olmadığı tartışmasız bir biçimde belirlenmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece taraf tanıkları, yerel bilirkişiler ile önceki keşifte yer almamış olan tarım uzmanı bir bilirkişi, fen bilirkişisi ve jeolog bilirkişi eşliğinde yeniden yapılacak keşifte taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, halen aktif … yatağı niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenip, bu yolda raporlar alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.