Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/900 E. 2010/3530 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/900
KARAR NO : 2010/3530
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine vekili, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan … Köyü 174 ada 3 parsel sayılı 3464.44 m2 yüzölçümündeki taşınmazın yaklaşık 1530.46 m2 lik bölümünün kesinleşen 2/B alanında kaldığını, taşınmazın bu bölümünün tapu kaydının iptali ile aynı niteliği ile hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 1530.46 m2 bölümün tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde uygulaması nedeniyle tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 18.02.1997 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece Hazine’nin davasının kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davalı 17.12.2008 günlü oturumdaki beyanında ”taşınmazın kadastro işlemi sonucunda adına tesbit ve tescilinin yapıldığını, 2/B alanında olup olmadığını bilmediğini, yapılacak araştırma sonucunda 2/B arazisi ise Hazineye geçmesine bir diyeceği olmadığını” bildirmiştir. H.Y.U.Y.’nın 94. maddesinde; “Madde 94 – Feragat veya kabul eden taraf mahkûm olmuş gibi masarifi muhakemeyi tediyeye mecburdur. Şu kadar ki müddea aleyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise masarifi muhakeme ile ilzam olunamaz. Feragat veya kabul netice-i talebin yalnız bir kısmı hakkında ise masarifi muhakeme buna göre tayin olunur.” denilmektedir.

Somut olayda, davalı davayı şartlı olarak kabul ettiğine göre, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 22. maddesine göre hesaplanan ilan harcının 1/3’üne ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesine göre hesaplanacak nisbi vekâlet ücretinin de yarısına karar verilmesi gerekirken … olduğu şekilde fazlaya hükmedilmesi doğru değil isede, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının dördüncü paragrafında yer alan (413,50.-TL.-) nin çıkartılarak; yerine, “137.83.- TL” altıncı paragrafında yer alan (918,30.- TL..) nin çıkartılarak; yerine ”459,15.- TL”nın yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/04/2008 günü oybirliğiyle karar verildi.