Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/868 E. 2011/3017 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/868
KARAR NO : 2011/3017
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu … köyü 502, 503, 504, 507, 515 parsel sayılı taşınmazlar, davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların 2/B alanında kaldığı ve 2/B niteliği ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 503, 504, 507 ve 515 parseller ile 502/B= 1460 m2’sinin 2/B niteliği ile Hazine adına, 502/A= 2323 m2 bölümünün ise davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B uygulaması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Yasaya göre 13.12.1982 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen 2. madde uygulaması ile 3302 sayılı Yasaya göre yapılıp 26.04.2005 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması vardır.
1- Davacı Hazinenin temyizi yönünden;
Mahkeme hükmü (Davacı Hazineye) 12/11/2009 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen (15) günlük yasal süre geçirildikten sonra (Davacı Hazine Temsilcisi Malmüdürü Vekili) tarafından 09/12/2009 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı gerçek kişi vekilinin temyizine gelince;
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1939-1940 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen dış sınırlamaya ilşkin olarak yapılan orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 04.09.1981 tarihinde 1744 sayılı Yasaya göre yapılan ve 13.12.1982 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, bilahare 1984 yılında 2896 sayılı Yasa hükümlerine göre başlayıp 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre tamamlanarak 26.04.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına P.XXIX nolu alan olarak çıkartılmış, 1979 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1939-1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu tahdide karşı iptal istemiyle açılan Seyitgazi Suh Hukuk Mahkemesinin 1957/515 E.-1958/264 K. sayılı 1957/516 E. – 265 K. sayılı ve yine 1957/265 E. 1958/304 K sayılı ilamlarının sırası ile 515, 503 ve 502 parsellerle
ilgisinin bulunmadığı ve 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 36. maddesinde; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre “bu kanunun 36/A maddesi hükmü henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri için de uygulanır” hükümleri uyarınca davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün yargılama gideri ile vekalet ücreti takdirini içeren 5, 7 ve 8. bentlerinin tamamen hüküm yerinden çıkartılmasına ve bunun yerine beşinci parağraf olarak ”3402 sayılı Yasanın 6099 sayılı Yasa ile değişik 36/A maddesi ile geçici II. maddesine göre; davacı Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve aynı yasa hükmü gereğince davacı Hazine yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün HYUY’ nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
2- Yukarıda 2 numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 21/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.