Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/159 E. 2013/2027 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/159
KARAR NO : 2013/2027
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve Zilhicce 1277 tarihli belgeye dayanarak 101 ada 2996 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan yaklaşık 10 dönüm taşınmazın tapu kaydının iptaliyle adına tescili talebiyle dava açmıştır. Yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 101 ada 2996 parsel sayılı 35443753,95 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tesbit edilmiş ve tutanak 29.12.2006 – 09.01.2007 tarihleri arasında ilân edilerek itirazsız kesinleşmiş olup, 101 ada 2996 parsel halen tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Yargılama sırasında yapılan keşif sonucunda çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 11448.44 m²’lik kısmının … Köyü 101 ada 2996 parsel sayılı taşınmaz içinde, (B) ile gösterilen 4845,06 m²’lik kısmının … Köyü sınırları içinde kaldığı anlaşılmış olup, mahkemece davanın kabulüyle (A) ve (B) ile gösterilen kısımların tapusunun iptaliyle (A) ile gösterilen 11448,44 m² ve (B) ile gösterilen 4845,06 m²’lik kısımların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının kaldığı … Köyünde 2004 yılında 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu, (B) ile gösterilen kısmının kaldığı Çivi Köyünde ise 04.12.2003 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve Zilhicce 1277 tarihli belgeye dayanarak 101 ada 2996 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan yaklaşık 10 dönüm taşınmazın tapu kaydının iptaliyle adına tescili talebiyle dava açmış ise de, davacının dayandığı Zilhicce 1277 nolu tapu kaydının geldi ve gitti kayıtlarının bulunmadığı, bu tapu kaydının suretinin 10.09.1968 yılında talep üzerine verildiği ve tapu kaydı gayri sabit sınırları okuduğundan tapu kaydının uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, tapu kaydı sınır olarak Armutlu burun, … Kahhude, pınar ve say harman sınırlarını okumakta olup, okuduğu bu sınırların zeminde bulunmadığı, yani tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı belirlenmiştir.
1) Bu durumda, davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış olduğundan ve çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen 4845,06 m²’lik kısmı Çivi Köyünde 04.12.2003 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastro sınırları içinde orman sayılan yerlerden olup, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince “Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve bu Kanunun 2 nci maddesine göre, orman sınırları dışına çıkarma
işlemlerine Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, 10 yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı belirlendiğinden ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmış olduğundan, tahdidin yapılıp ilan edildiği tarihte 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde yazılı altı aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açması gerekirken, hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 13.11.2009 tarihinde kadastro tespitine itiraz davası olarak eldeki davayı açtığı ve çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından (B) ile gösterilen bölüme ilişkin davanın hak düşürücü süreden reddi gerekirken mahkemece aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
2) Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 11448,44 m²’lik kısmı, … Köyü sınırları içinde kalmakta olup; bu kısım, … Köyünde 2004 yılında 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosunda 101 ada 2996 numarası ile orman olarak tapuya tescil edilen orman parseli içindedir.
Çekişmeli (A) ile gösterilen kısmın dört tarafı 101 ada 2996 nolu orman parseli (eylemli orman alanları ) ile çevrili orman içi açıklık niteliğindedir.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanun madde 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmî daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [Hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20 – 830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20 – 808/1039, 8.02.1999 gün ve 1999/7 – 22-43, 13.10.1999 gün ve 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün ve 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün
2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Ayrıca; Bu tür yerler kanun gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına kanunî olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez. Bu nedenle, çekişmeli taşınmaz tüm çevresi eylemli orman alanları ile çevrili ve bu alanlar ile bütünlük arz eden orman içi açıklığı niteliğinde olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 28/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.