Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/683 E. 2011/5184 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/683
KARAR NO : 2011/5184
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 05.07.2010 günlü dilekçesiyle, kendisinin kullanımında olan taşınmazın yüzölçümünün daha fazla olduğu gözetilmeden, 3402 Sayılı Yasanın Ek-4/3 Maddesine göre, 440 sayılı parselden ifrazen, 982 parsel sayısıyla ve 1056 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle Hazine adına tescil edilip, beyanlar hanesine taşınmazın kendisinin kullanımında olduğu ve 6831 Sayılı Yasanını 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazıldığı, kendi kullanımındaki taşınmazın bir bölümünün ise 982 sayılı parsel dışında tutularak, orman sınırları içinde bırakıldığı iddiasıyla, bu işlemin iptalini, orman sınırının kendisinin zilyet ettiği taşınmazın sınırından geçecek biçimde belirlenmesini istemiştir. Mahkemece, idareyi 2/B uygulaması yapmaya zorlayacak dava açılamayacağı gibi, orman sınırları içinde kalan bir yerin 2/B uygulamasıyla ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceğinden, gerçek kişilerin 2/B uygulaması istemekte hukuki yararı bulunmadığı, devlet ormanlarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, ormanlar üzerindeki zilyetliğin hukuki değerinin bulunmadığı, diğer yandan davaya bakma görevinin adli yargıya ve kadastro mahkemesine ait olduğu gerekçisiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma işlemi kesinleşerek tapuya bu nitelikte Hazine adına kayıtlı taşınmazın 3402 sayılı Yasanın Ek-4. Maddesinin 3. fıkrasına göre yapılan ifraz işlemine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp, kesinleşen 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Beldibi köyü Boğazağzı mevkii 440 parsel sayılı 6336 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz 19.07.1983 tarihinde 766 sayılı Yasanın 46/2 maddesi gereğince Hazine adına tesbit ve tapuya tescil edilmiş, beyanlara üzerindeki betonarme evin … oğlu … Dayısı’ya ait olup bu şahsın zilyetliğinde olduğu yazılmış, 440 sayılı parselin sayfası 23.2.2010 tarihinde ifraz sebebiyle kapatılmış, 440 parselden müfrez 982 parsel sayılı 1056 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Hazine adına tapuya kayıt edilmiş, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Gülşen … kullanımında olduğu yazılmıştır.
Mahkemece başkaca bir araştırma ve keşif yapılmadan dava dilekçesi yorumlanarak, dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki bir bölüm taşınmazın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması istemi olarak algılanmış, 2/B uygulamasıyla orman dışına çıkarma işlemi sadece Hazine adına yapılabileceğinden, böyle bir davada gerçek kişinin hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava aslında 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve 440 parsel sayısı ile Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazın 5831 Sayılı Yasanın 8. Maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen Ek-4 Madde hükmüne göre yapılan ifraz işlemi sırasında kendisinin kullanımındaki 982 sayılı parselin dışında bırakılmasına itiraza ilişkin olup, mahkemece bu iddianın doğruluğu araştırılmamıştır.
Kadastro Mahkemesinin genel olarak grevini düzenleyen 3402 Sayılı Yasanın 24. Maddesi gereğince “Genel mahkemelere ait olup da bu Kanunun uygulanması ile ilgili dava ve işlere belirlenen usul ve esaslara göre bakmak üzere her kadastro bölgesinde tek hakimli ve Asliye Mahkemesi sıfatını haiz yeter sayıda kadastro mahkemesi kurulur. Bu mahkeme hakimleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu hükümlerine tabidir.” 25/ 1 Maddesi gereğince de “Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; …”
5831 sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen EK 4/1 madde gereğince “ 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil …”edilebileceği gibi, Ek-4/4 Madde gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Bu işlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir.” Yani taşınmazların kullanım durumuna göre ifrazı yeni bir kadastro yoluyla olabileceği gibi, hiçi kadastro tesbit tutanağı düzenlenmeden, kullanımın durumuna göre yapılacak ifraz ile de mümkündür.
Sözü edilen işlem Kadastro Yasasında tanımını bulun bir kadastro işlemi olup, bu işlemin iptali istemiyle açılan davalarda görev Kadastro Mahkemesine aittir,
Kullanım durumuna göre gerek Kadastro gerekse ifraz işleminden önce, 3402 Sayılı Yasanın 4/3 Maddesi gereğince “… orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır.
O halde; mahkemece çekişmeli parselin bulunduğu yerde yapıldığı anlaşılan orman kadastrosu, 2/B uygulaması, aplikasyon ve 3402 Sayılı Yasanın 4/3 maddesine göre Orman Yönetince görevlendirilen ekip tarafından yapılan çalışmalara ilişkin tüm tutanak ve haritalar ile çekişmeli parselin ifrazdan önceki haliyle ve ifrazdan sonraki haliyle ilgili kadastro paftaları ve ifraz krokileri dosyasına getirtilmeli, daha sonra bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat uzmanı bilirkişi, bir harita mühendisi ve bir fen elemanı bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşif ve incelemede yöreye ait orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B uygulaması, 3402 Sayılı Yasanın 4/3 maddesine göre Orman Yönetince görevlendirilen ekip tarafından yapılan çalışmalara ilişkin tüm tutanak ve haritalar, kadastro paftaları, ifrazdan önceki haliyle parsel krokileri yöntemince uygulanmalı, 440 sayılı parselin hangi bölümünün davacı tarafından kullanıldığı yönünde yerel bilirkişi beyanları ile davacı tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, davacının kullandığı yer krokisinde ve paftasında işaret ettirilmeli, bu yerin davacının kullanımında olduğu belirlenen 982 sayılı parselin dışında kalıp kalmadığı saptanmalı, davacının kullanımında, ancak 982 sayılı parselin çap krokisi sınırları dışında olduğu belirlenecek olursa, davanın bu yere ilişkin olduğu dikkate alınarak, bilirkişilere bu yerin orman sınır hattı ile irtibatlı, Orman Yönetimince görevlendirilen ekibin 3402 Sayılı Yasanın Ek 4/3 maddesine göre yapılan çalışma sonucunda kullanım durumuna göre ifrazı yapılacak yer olarak belirlenen alanlara, ifrazdan önceki 440 sayılı parsele ve 982 sayılı parsele göre konumunu gösteren müşterek imzalı ve ayrı renkteki kalemlerle işaretli birleşik kroki düzenlettirilmeli, dava konusu yerin toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, çevresi incelenmeli, 6831 Sayılı Yasanın 11/5 Maddesi gereğince tekrar ormana ithal edilecek yerlerden olup olmadığı ve fiili kullanıma olanak veren yerlerden olup olmadığı yönünde orman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişiden görüş alınmalı, bu nitelikteki yerlerden davacının kullanımında olduğu halde, 982 sayılı parselin çap krokisi sınırları dışında bırakılan ve ifrazen davacı dışında başka kişilerin kullanımında olduğu yazılarak Hazine adına tescil edilen yer olduğu belirlendiği taktirde, davacı tarafa davasını bu kişiye yönlendirmesi için olanak tanınmalı, davanın yaygınlaştırılması halinde, davalı tarafın savunması ve delilleri sorulmalı, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakılan taşınmazların 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması yönündeki davaların dinlenemeyeceği, çünkü, 2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarma işlemi sadece Hazine adına olabileceğinden, gerçek kişilerin 2/B uygulaması yapılmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı da gözetilerek oluşacak sonucu göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesin yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 28.04.2011 günü oybirliği ile karar verildi.