Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10087 E. 2012/12503 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10087
KARAR NO : 2012/12503
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davacılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yörede 1969 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü, 400 parsel sayılı 72750,00. m² yüzölçümündeki taşınmaz Ağustos 1965 tarih 48-49 ve II sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak dava dışı … adına tesbit edilmiş, 1972 yılında hibe yoluyla taşınmazın 1/3 hissesi davacı kişiye intikal etmiştir.
Davacı …, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 2008 yılında ilk kez yapılan orman kadastrosu sırasında 400 parsel sayılı taşınmazın orman sınırı içine alındığını, çekişmeli 400 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içine alınması işleminin yanlış olduğunu iddia ederek, bu yere ait sınırlamanın iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, keşif ücretini yatırması için verilen kesin sürede keşif masrafı yatırılmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm dahili davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayanılarak altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 2008 yılında yapılıp 18.08.2009 ilâ 18.02.2010 tarihleri arasında ilân edilerek çekişmeli taşınmaz yönünden eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, keşif gideri yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; 08.06.2011 günlü ara kararda, keşifte masraflarının yatırılması için muhtıra gönderilmesine karar verilmiş ancak keşif masrafları ne ara kararında belirtilmiş ne de gönderilen muhtıra da belirtilmiş, ayrıca kesin süre ihtarı da yapılmamıştır. Mahkemenin keşif giderlerinin ödenmesin için kurduğu ara kararı ve uygulaması usule uygun değildir.
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir. (H.Y.Y. m. 288 vd.) Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda; keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin, avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi, bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (3717 sayılı Kanun m.2); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü
aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, … için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Yönetmeliğinin gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.Y. m.323, 94 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20.H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda belirtilen genel hükümler, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 29. maddesi aracılığıyla, aynı Yasanın 36. maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.
Yukarıda açıklanan yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek … biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.