Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7612 E. 2010/8314 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7612
KARAR NO : 2010/8314
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 137 ada 1 ve 2 sayılı parsellerle ilgili 07.05.2001 gün ve … sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde tesbit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. Maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Tesbitden önce davacı … tarafından davalı … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tapuya dayalı elatmanın önlenmesi davasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarıldığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların tesbitlerinin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. Maddesi hükmüne göre yapıldığının kabulü gerekir. Ne var ki, dava konusu 137 ada 1 parsel sayılı taşınmaz davalı … ve dava dışı paydaşları 137 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ise davacı … ve paydaşları adına tesbit edilmiştir. 137 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tesbit maliklerinden davacı … dışındaki tesbit malikleri davaya çağrıldığı halde 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tesbit maliklerinden davalı … dışında kalan dava dışı paydaşlar duruşmaya çağrılmamış, yöntemine uygun şekilde taraf koşulu oluşturulmamıştır. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı … dışında kalan 137 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tesbit maliklerinin kimlikleri ve tebliğe elverişli adresleri belirlenmeli, adı geçenlere dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, duruşmaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra işin esası hakkında hüküm kurulmalıdır. Mahkemece taraf koşulu oluşturulmadan işin esası hakkında … şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 137 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün belirlenmesi, infazı mümkün olacak şekilde hüküm oluşturulması” ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 137 ada 3 sayılı parselle ilgili 19.04.2002 gün ve 2002/1518 – 2969 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı, taşınmaz üzerinde davacı tarafın zilyet olduğu, tespit gününde davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. Maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Davacı dava dilekçesinde tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı
zilyetliğine dayanmıştır. Nevar ki; davacı vekili 09.06.1993 günlü oturumda tapu kaydına dayanmaktan vazgeçtiğini kayıtsız ve koşulsuz açık ve seçik biçimde bildirmiş, bu beyanı usulün 151. Maddesi hükmü gereğince imzası ile belgelendirilmiştir. Bu olgu karşısında mahkemenin davacının tutunduğu tapu kaydının taşınmazı kapsadığı yolundaki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığına göre, yöntemine uygun şekilde zilyetlik araştırması yapılmalıdır. Usulün 259. Maddesi hükmü dikkate alındığında taşınmaza ilişkin davalarda yerel bilirkişi ve tanıklar ile tutanak bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmeleri zorunludur. Mahkemece bu hüküm gözardı edilerek tanıklar duruşmada dinlenmiştir. Öte yandan; tespiti dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının uygulaması da yetersizdir. Tapu kaydının dayanağı haritasının bulunduğu getirtilen belgelerle saptanmıştır. Davalı tapusunun Hazinenin tahsis ve temliki ile oluştuğu görülmektedir. O halde, çekişmeli taşınmazın tespit tutanağında işaret edildiği gibi kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tapusunun dayanağı harita çevresindeki komşu taşınmazları gösterecek şekilde geniş kapsamlı olarak getirtilmeli, bunun yanında tahsis ve temlik cetveli de idareden istenmeli, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi aleyli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve ropör noktalar ile arz üzerinde doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, bu yolla davalıya ait tapu kaydının kapsamı duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde gerekçeli haritalı rapor alınmalı, bundan sonra tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı dinlenilmeli, tespit tutanağı ile duruşmadaki beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca taşınmazda kimin ya da kimlerin zilyet olduğu, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında tutanak bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değilmiştir. Mahkemece, bu iki dosya birleştirilerek bozma kararına uyulduktan sonra müdahil Hazinenin davasının kısmen, diğer davacıların davasının reddine, Arıklıkaş Köyü 137 ada 2 ve 3 parsellerin Hazine adına, 137 ada 1 parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesepitine itiraza ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/06/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.