Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7663 E. 2011/7184 K. 09.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7663
KARAR NO : 2011/7184
KARAR TARİHİ : 09.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/03/2009 gün 2009/1211-3364 sayılı bozma kararında özetle; “Uzman orman bilirkişinin çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün 1968 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğunu bildirdiği raporu tahdit tutanakları ve haritası getirtilmediği için denetlenemediği gibi, ziraatçi bilirkişi de (A) ile gösterilen bölümün eğiminin % 50 – 60 olduğunu, üzerinde 20 – 45 yaşlarında 200 adet kestane ağacı ile 10-20 yaşlarında 30 adet kestane ağacı bulunduğunu açıkladığı ve bu bulguların taşınmazın orman olduğunu gösterdiği ve tapulu aşısız kestane ormanlarının devletleştirme kapsamı dışında bulunduğu halde, mahkemece ziraatci bilirkişinin bu raporu karar yerinde gerektiği gibi tartışılmamış, eski ve … … fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogometri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı saptanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. …1968 yılında kesinleşen orman tahdidinin seri bazda yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, seri bazda yapıldığının ve taşınmazın seri bazda yapılan orman tahdidinin dışında kaldığının anlaşılması halinde, seri dışında kalan taşınmazlar yönünden orman kadastro komisyonunca her hangi bir inceleme yapılmadığından, kesinleşen bir orman kadastrosundan söz edilemeyeceği gözetilmeli, eski tarihli memleket haritası ile … fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait … fotoğrafları ile fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları, fotogrometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp taşınmazın bu belgelerde niteliğinin ne şekilde görüldüğü, imar, ihya ve zilyetilğinin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı, zilyetlik ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı taşınmazın bitki örtüsü toprak yapısı ve eğimi belirlenmeli orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde bir biri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, Taşınmazın üzerindeki kestane ağaçlarının aşılı mı, ya da aşısız mı olduğu, doğal yollarla mı yetiştiği belirlenmeli, 4785 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince “sahipli fıstık çamı, palamut meşesi ve aşısız kestane ormanlarının” devletleştirme kapsamı dışında bulunduğu, buna göre sahipsiz aşısız kestanelikler ile tapusu olsa bile aşılı kestane ormanlarının devletleştirme kapsamında olduğu, “sahipli”den, taşınmazın tapulu olması kastedildiği ve davalının dayandığı tapu kaydı bulunmadığı gözetilmeli; orman içi açıklığı konumunda bulunup bulunmadığı ve orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ihya yapılmış ise hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü sorulmalı, taşınmazın konumu, eğimi ve bitki örtüsü dikkate alındığında, sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, önceki ziraatçi ve ormancı bilirkişiler raporlarındaki bulgularda değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 106 ada 59 parsel sayılı taşınmazın;… ve orman bilirkişilerinin 22.09.2008 havale tarihli rapor ve krokilerinde B harfi ile gösterilen 922,94 m2’lik kısım hakkında mahkememizce verilen 06.10.2008 tarihli karar düzelterek onanarak kesinleşmiş olmakla bu hususta YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 106 ada 59 parsel sayılı taşınmazın tespitinin İPTALİNE, … ve orman bilirkişilerinin 22.09.2008 havale tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 42150.59 m2’lik kısmın ORMAN NİTELİĞİYLE HAZİNE ADINA TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından yargılama giderlerine, davalı tarafından ise esasa yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kaldırılarak hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 7, 8 ve 9. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.