Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/396 E. 2011/1443 K. 21.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/396
KARAR NO : 2011/1443
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı … hükmün; Dairemizin 26.05.2010 gün ve 2010/3813-7154 sayılı ilamıyla bozma kararı verilmiş, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 13 parsel sayılı 12052,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik ve incirlik niteliği ile … adına tesbit edilmiş, kadastro komisyonu kararı ile 1937 tarih 143 tahrir nolu vergi kaydı kapsamında olup mera vasfında olduğu gerekçesiyle mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı … tesbitin iptalini ve taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarım arazisi vasfı ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, dava konsu taşınmazın tespitinin iptali ile … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince “taşınmazın 143 tahrir nolu mera, fundalık ve otlak nitelikli vergi kaydı kapsamında mera niteliğinde olduğu ve bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur. Bu kez davacı … kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin mera vasfında olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden de olmadığı anlaşıldığından ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazın orman yada mera sayılan yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu, orman tahdit haritasının uygulanması yoluyla belirlenmelidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdidi yapılıp yapılmadığı araştırmalı, yapılmış ise; orman tahdidine ilişkin ilgili tüm harita ve tutanaklar ile eski tarihli memleket haritası, çekişmeli parselin bulunduğu yere ilişkin mera tahsis kararı , mera nitelikli vergi kaydı ve tapu kaydı, dosyada bulunmayan komşu parsellerin kadastro tesbit tutanakları ve dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ilgili yönetimlerden getirtilmeli, orman tahdidinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, komşu köylerden çekişmeli parseli bilen ancak tanıklığa engel hali bulunmayan yerel bilirkişiler belirlenmeli, serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte değinilen belgeler uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman tahdidi yapılmış ise orman tahdidi ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, yine yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli parselin dört yönünden çektirilecek fotoğrafları onaylanarak dosyasına eklenmeli,
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın mera yada yaylak gibi umumun kullanımına tahsis edilen yerlerden veya kadim ve geleneksel biçimde mera ve yaylak olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıklarından sorulmalı, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, mera yaylak gibi devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı için tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Anılan yönler gözetilmeden … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, daire bozma gerekçesi de yanılgıya dayalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 26.05.2010 gün ve 2010/3813-7154 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 10.02.2009 gün ve 2006/41-2009/4 sayılı Yerel Mahkeme kararının yukarıdaki değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 21.02.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.