Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/4193 E. 2012/17518 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4193
KARAR NO : 2012/17518
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … Turizm Oto San. Tic. AŞ. Yetkilisi …ve vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan davacı şirket yetkilisi ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı vekili, taraflar arasında 09.03.2010 tarihinde İstanbul bölgesinde münhasıran satış ve servis yapma hakkının müvekkili şirkete verildiğine dair sözleşme imzalandığını, müvekkilinin bu amaçla büyük yatırımlar yaptığını, plaza inşa edilerek yüksek maliyetlerle tefriş ettiklerini, davalının 20.12.2005 tarihinde çektiği ihtarname ile 31.12.2006 tarihi itibariyle bayiliğin iptal edildiğini bildirdiğini, bu ihbarnamenin müvekkilince önceleri ciddiye alınmadığını, davalının 02.01.2006 tarihinde müvekkilinin yetkili olduğuna dair sirküler gönderdiğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşmenin devam edeceğini düşürdüğünü, ancak davalının geçen zamanda müvekkilini zor durumda bırakan eylemler içine girerek haksız feshi kabullendirme yoluna gittiğini, davalının feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışının olmadığını, feshin süre yönünden de haksız fesih niteliğinde olduğunu, zira sözleşmede belirtilen sürenin dolmasıyla akdin süresiz hale geldiğini, bu konunun Rekabet Hukuk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyetine Tebliğine 2000/3 sayılı tebliğ ile yapılan değişikliğini 6/b maddesinde otomotiv dağıtım anlaşmalarının en az beş yıl süreli veya belirsiz süreli olması halinde feshi ihbar süresinin her iki taraf içinde en az iki yıl olması gerektiği halde davalının bir yıl süre verdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mahrum kalınan satış ve servis geliri karı için 9.000 TL, portföy tazminatı için 2.500 TL, işten çıkarılan işçilere ödenen tazminatlar için 2.500 TL ve manevi zarar için de 1.000 TL.nin ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 23.10.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle, 909.924,48 TL mahrum kalınan kazanç, 705.000 TL portföy tazminatı, 300.000 TL işçilere ödenen tazminat ve 1.000 TL de manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, sözleşmenin başlangıçtan itibaren süresiz akdedildiğini, sözleşmenin 31.12.2006 tarihinde geçerli olmak üzere 20.12.2005 tarihi itibariyle müvekkilince feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yeniden yapılandırma gereği ve amacı ile feshettiğini, konuyla ilgili sözleşmenin 37/3.maddesi uyarınca ihbar süresinin bir yıl olduğunu, bir yıllık fesih ihbar süresinin Rekabet Kurulu’nca yayınlanan 1998/3 sayılı Tebliğine de uygun olduğunu, sözleşmenin 37/3.maddesinde ihbar nedeniyle müvekkilinin herhangi bir yükümlülük altına girmeyeceğinin hüküm altına alındığını, buna göre davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davacının MK’nun 2.maddesine aykırı hareket ettiğini, taleplerin fahiş ve hakkaniyet ilkelerini zedeleyici nitelikte olduğunu, davacının zarara uğradığı iddialarının gerçek olmadığını, ticari faiz talebinin yerinde olmadığını, sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, zararın doğmasına davacının sebebiyet verdiğini, davacının yeniden yetkili servis olarak ticari ilişki kurma isteğini reddettiğini, taraflar arasındaki ilişkinin sona erdirilmesinden sonra ilişkinin tasfiye edildiğini, tarafların birbirinden hak ve alacakları kalmadığını, davacının müvekkilini ibra ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, davacının münhasır bayi olduğu, sözleşmenin 36.maddesi uyarınca davalının olağan fesih prosedürüne uyarak (2) yıllık feshi ihbar süresi tanıması gerektiği halde (1) yıllık süre verdiği, bu itibarla davacının kazanç kaybı ve portföy tazminatı talep edebileceği, kazanç kaybı ve portföy tazminatının brüt kazançlar üzerinden verilmesi gerektiği, davacının diğer istemlerinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davacının kazanç kaybına yönelik talebinin kabulü ile 909.924 TL. ve portföy tazminat talebinin kısmen kabulü ile 648.000 TL.nin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, davacının diğer taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında 08.01.2009 tarihli kök rapor alındıktan sonra aynı bilirkişi heyetinden 4 kez ek rapor daha alınmıştır. Daha sonra ise 5 kişilik heyetten 2.kök rapor alınmış ve 1.kök rapor tespit edilen tazminat miktarları esas alınarak hüküm kurulmuştur. İlk rapor yeterli görülmeyerek ikinci bir heyetten rapor alındıktan sonra alınan ilk rapora göre hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan raporlar arasında ulaşılan sonuçlar bakımından ciddi farklılıklar bulunduğu da görülmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, iddia, savunma ve toplanan deliller çerçevesinde ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek nitelikte yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 900.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.