Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18997 E. 2010/1850 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18997
KARAR NO : 2010/1850
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki şerhin silinmesi ve karşılık olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı …Ş. Vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2007 gün 6675-7218 sayılı bozma kararı ile “Çekişmeli taşınmazlar hakkında açılan 2/B madde şerhinin silinmesi ve Hazinenin tapu iptali-tescil davasının yargılaması sonunda mahkemece verilen 16.06.2005 tarihli hükmün Pelitli Köyü 1783, 1789, 1768, 1777, 1780, 1788, 1769, 1767, 1761, 1766, 1760, 1762, 1786, 1787, 1759, 1775, 1779, 1781 ve 1776 parseller yönünden öncesinin orman olduğu, makiye ayırma işleminin geçerli olmadığı, sonradan orman niteliğini kaybeden yerlerin 2/B uygulamasına konu edilmesinin doğru olduğu açıklanmak suretiyle bozulduğu, 1783 parsel yönünden devam eden 2000/781 esas sayılı dava bulunduğundan bu davanın sonucunun araştırılması, diğer parseller yönünden ne kadarlık kısmının 2/B alanında kaldığının, kök parsel olan 1122 parsel ile orman kadastro haritalarının çakıştırılması suretiyle belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 1783 parsel yönünden davanın tefrikine, 1789, 1768, 1780, 1769, 1767, 1761, 1766, 1760, 1762, 1759, 1775, 1779 ve 1781 parsellerin tamamının; 1776 parselin 5076 m2’sinin 1777 parselin 6727 m2’sinin, 1788 parselin 2840 m2’sinin, 1786 parselin 1339 m2’sinin 1787 parselin 4975 m2’sinin 2/B uygulamasına bağlı tarla niteliğiyle Hazine adına tesciline, şerhin silinmesi davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı …Ş. Vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma çalışması, 04.07.1988 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1956 yılında yapılmıştır.
Hükmüne uyulan bozma kararına, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, Hazine adına tescile karar verilen taşınmazların 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama tutanak ve haritası içinde kaldıkları, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında daha evvel orman kadastrosu sırasında Ayvalıdere- Gölcük-Cevizbayırı Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan ve kesinleşen orman sahasına Mayıs
2009/18997 – 2010/1850
1946 tarih 24 numaralı tapu kaydı revizyon gösterilerek 1122 parsel numarasıyla orman olarak tespit tutanağı düzenlendiği, bu parsel hakkında gerçek kişilerin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinde açtıkları dava sonucu 20.08.1957 gün 1957/656-399 sayılı kararıyla makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek, dava konusu parselin de içinde bulunduğu 1122 parselin orman niteliği ile hazine adına tesciline dair verilen kararın kesinleştiği ve 05.12. 1957 yılında 1.633.310 m2 yüzölçümüyle Ayvalıdere Gölcük Bayırı Devlet Ormanı olarak hükmen tescil edilen 1122 numaralı orman parselinin bazı bölümleri Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 1967 yılında toprak tevzi yoluyla dağıtılarak 14.09.1968 tarihinde gerçek kişi adına toprak tevzi tapu kaydının oluştuğu, çekişmeli parsellerin 1122 parsel içinde kalan tevzi parselleri olduğu,öncesi orman olan yerde gerçek kişiler adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu ve malikine mülkiyet hakkı vermeyeceği, T.M.Y. 1026. maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme hükmünün yenilik doğuran, inşai bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayan açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.1023. maddesinde öngörülen iyiniyetli edinme kuralının da uygulanamayacağı, şartları varsa, tapuda devreden kişiye karşı sebepsiz zenginleşme kurallarının uygulanacağı belirlenerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece yapılan keşifte çekişmeli taşınmazların değerinin belirlenmediği, bu durumda dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden harç ve vekalet ücreti hesaplanması gerektiği halde, aynı yöre ile ilgili başka dosyalarda yapılan keşiflerde belirlenen (2 TL/m2) değer üzerinden, üstelik harcı da tamamlattırılmadan hesaplama yapılması doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hüküm fıkrasının 6. Bendinin hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine “dava dilekçesinde yazılı değer üzerinden hesaplanan 112.60 TL.nispi karar harcının davacı-karşı davalı şirketten tahsiline” sözlerinin; 11. bendinin de hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine “davanın kabul/red oranına göre davalı-karşı davacı Hazine vekili lehine 830 TL; davacı-karşı davalı şirket lehine 170 TL.nispi vekalet ücretinin taraflara ödenmesine”sözleri yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438. Maddesi gereğince düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 17.02.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.