YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12207
KARAR NO : 2010/6437
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av…. gelmiş, davacı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkili ile davalı arasında 21.12.2000 tarihinde Finansal Kiralama Sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak finansal kiralama konusu malların mülkiyetini müvekkiline devretmediğini, bunun devrinin ihtarname ile istenmesinden sonra yeni bir protokol yapılarak 22.5.2006’ya kadar devir yapılmasına ya da ihtar çekilmesine karar verildiğini; aksi takdirde araçların müvekkilince teslim edileceğini ve davalının da 375.000,-TL ödeyeceğini; davalının araçları devretmediğini ve alacağın muaccel olduğunu; bu alacağın tahsili için girişilen takibin itiraz üzerine durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının dayandığı sözleşmenin kira bedellerinin ödenmemesi nedeniyle feshedildiğini, malların iadesi için açılan davanın lehe sonuçlandığını, araçların bedellerinin ödendiğini ancak motorlu taşıtlar vergisinin ödenmemesi nedeniyle devrin davacı kusuruyla gerçekleşmediğini; yapılan protokole göre son aracın 22.5.2006’da eksik ve hasarlı biçimde teslim edildiğini, bu şekildeki teslimin geçerli bir teslim sayılamayacağını, ancak yine de son teslimi izleyen onuncu gün 375.000,-TL.nin bankaya yatırıldığını ve durumun ihbar edildiğini; davalının ise ödemeden önce takibe geçmekle birlikte tebligat masrafını ödemeden haberdar olduktan sonra icra dairesine vererek ödeme emrini tebliğ ettirdiğini, takibin hükümsüz ve itirazın haklı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
1- İtirazın iptali davası takip talebi ve ödeme emrine yöneltilen itirazlarla sınırlı olarak incelenen, takip hukukuna özgü ve maddi hukukta sonuçlar doğuran bir dava türüdür.
Davalı 375.000,-TL asıl alacağı takipten sonra fakat ödeme emri tebliği ve davanın açılmasından önce ödemiştir. Bu durumda davacının ödenen bu miktarla ilgili olarak dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun düşünülmesi yanlıştır.
2- Davacı takipte 375.000,-TL asıl alacak ve 281,25 TL. işlemiş faiz talep etmiştir. Mahkemece davacının davalıyı Borçlar Kanunu’nu 101 inci maddesi gereği usulüne uygun biçimde temerrüde düşürüp düşürmediği üzerinde durulup, temerrüde düşürdüğünün kabulü halinde işlemiş faiz hakkında bir karar verilmek; temerrüde düşürmediğinin kabulü halinde ise temerrüdün takiple oluşacağı ilkesinden hareket edilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davacı yasal faiz istemesine rağmen yerinde olmayan gerekçeyle avans faizi işletilerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74 üncü maddesine aykırı biçimde hesaplamayı içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınması da isabetsizdir.
3- Öte yandan icra vekalet ücreti ve masraflarının müddeabih gibi değerlendirilerek itirazın iptali davası içinde hükme bağlanması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1, 2 ve 3 üncü bentlerde gösterilen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma şekline göre masraf ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 750,-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.