YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4393
KARAR NO : 2011/8483
KARAR TARİHİ : 01.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … … köyü 286 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 28.07.2010 günlü fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 3665 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline tapu kütüğünün beyanlar hanesine “dava konusu taşınmaz 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkarılan yerdir.” Şerhinin koyulmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre 5 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından seri bazda yapılıp kesinleşmiş, daha sonra 9 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından ise 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayıl Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, 9 Numaralı Orman Kadastro komisyonunca ise aplikasyon, sınırılama dışı kalmış ormanların kadastrosu ve 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması 1984 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1997 yılında ise 96 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulaması yapılarak dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
1963 yılında yapılan genel arazi kadastroda … köyü … mevkii 286 parsel sayılı 4580 m2 yüzölçmündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …adına tespit ile tapuya kayıt edilmiş taşınmaz 20.03.1998 tarihinde … satılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 3665 m2’lik bölümün orman sınırları içinde bırakıldığı, 1975 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu bu bölümün Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (B) bölümünün 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, (B) bölümünün 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmazın bu bölümlerinin daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davanın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölüm için açıldığı, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan (A) bölüm için dava açılmadığı, (B) bölüm için davalı tarafın taşınmazın bedelini satın aldığı kişilerden sebepsiz iktisap kurallarına göre geri isteyebileceği ve dava konusu edebileceği belirlenerek (B) ile gösterilen 3665 m2 bölümün tapu kaydın iptaline ve Hazine adına tesciline karar verilmesinde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasanın 36. maddesine eklenen (a) fıkrası ile Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 6. ve 7. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasanın 36.maddesine eklenen (a) fıkrası gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 01/07/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.