YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15413
KARAR NO : 2011/1548
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki beyanlar hanesindeki şerhe itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi, … köyünde 3402 sayılı Yasanın Ek 4.maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında 101 ada 279 sayılı parsel, 2B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırlarına çıkartılan yerlerden olduğu belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, taşınmazın …’ın zilyetliğinde olduğu belirtilmiştir. Davacı, davalı taşınmazın 1948 yılından beri zilyetliğinde olduğunu belirterek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tespiti istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5831 sayılı kanunun 8.maddesi ile 3402 sayılı Kanununa eklenen ek 4.madde gereğince, daha önce 6831 sayılı Yasanın 2/B ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2.maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların zilyetlerinin tespitine yönelik kullanım kadastrosu yapılmış, davacının esasen zilyetliğinin tespitine ilişkin açtığı davada mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir.
Kadastro Mahkemesinin görevi kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26.maddesinin 4.fıkrasına göre, Kadastro Mahkemesinin yetkisi kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir.
5831 sayılı kanunun 8.maddesi ile 3402 sayılı Kanununa eklenen ek 4.madde de; “6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır.”Denilmektedir. somut olayda bu madde gereğince yapılan kullanım kadastrosuna ilişkin işlemler 30.4.20101 tarihinde ilan edilmiş, dava 30 günlük askı süresi içinde 05/05/2010 tarihinde açılmıştır. Mahkemece, bu maddeye göre yapılan işlemlerde, kadastronun yapılmadığı yerlerde kadastro mahkemesinin görevli olduğu, kadastronun yapılıp kesinleştiği yerlerde kadastro mahkemesinin görevli olmadığı yolundaki kabulünün temeli ve yasal dayanağı bulunmamaktadır. Zira, ek- 4.maddenin 2. fıkrasında açıkça “Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.”, yine 3.fıkrada “…Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir…” denildiği, bu açık düzenlemelere göre bir yerde daha önce kadastronun yapılması veya yapılmaması konusunda bir ayrıma gidilmediği, kanunda kadastro mahkemesinin kadastronun yapılmadığı yerlerde görevli olacağı yolunda herhangi bir hüküm bulunmağı, kadastro kanunu ek.4.madde gereğince yapılan işlemlerin kadastro kanunu gereğince yapılmış kadastro işlemleri olması nedeniyle 26.maddesi 4.fıkrası gereğince tutanakların düzenlendiği tarihten itibaren kadastro mahkemelerinin görevli olacağı açıktır. Bu nedenlerle, yasal dayanağı bulunmayan gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 22/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.