Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/17251 E. 2010/428 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/17251
KARAR NO : 2010/428
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro komisyon kararına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

2004 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü 115 ada 10 parsel sayılı 2.741,08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1936 tarih 797 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … adına tespit edilmiş, daha kadastro komisyonunca taşınmazın 2863 Sayılı Yasanın 11. maddesini değiştiren 5226 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca 1. derecede doğal sit alanı içinde kaldığından söz edilerek kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazların adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro komisyon kararının iptal edilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro komisyon kararına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılıp kadastro tespit tarihi itibariyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın 1963 baskı tarihli memleket haritasında ve 1958 çekim tarihli hava fotoğraflarında koyu renkli alanda gözüktüğü, ancak taşınmaz üzerinde 2 tane 50 yaşlarında zeytin ağacı, 2 tane 200 yaşında pırnal meşesi, bir tane 100 yaşında menengiç ağacı bulunduğunu, bu sebeple de memleket haritası ve hava fotoğraflarında yeşil renkli alanda gözüktüğünü, orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiştir. Ziraat bilirkişi raporuna ekli fotoğraf ile mahkeme hakimi tarafından imzalanarak dosya konulan fotoğraflar incelendiğinde çekişmeli taşınmaz halen taşlık ve çalılık olarak gözükmektedir. Fen ve orman bilirkişi tarafından ortak düzenlenen aplikeli memleket haritasında da çekişmeli taşınmaz taşlık, kayalık, çalılık ve geniş yapraklı orman ağaçları rumuzları bulunan yeşil renkli ormanlık alanda işaretlenmiştir. Kaldı ki; taşınmazın üç tarafı devlet ormanı ile çevrili olup orman ile bütünlük içindedir. Taşınmazın konumu ve üzerinde bulunan orman ağaçları da taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu desteklemektedir. Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45.
-2-
2009/17251 – 2010/428

maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olup, diğer fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamaz. Bir an için davalı yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu düşünülse dahi taşınmazın üzerinde orman ağaçları, taşlık ve çalılıklar bulunmakta olup henüz imar ihya edilmediğinden 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlik ve imar ihya yoluyla taşınmaz edinme koşulları da davacı yararına oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21/01/2010 günü oybirliği ile karar verildi.