Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/3511 E. 2013/12265 K. 26.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3511
KARAR NO : 2013/12265
KARAR TARİHİ : 26.12.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı Hazine ile davalılar, … ve … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, Orman Yönetimi 2007 yılında yapılan ve 23/12/2009 tarihinde ilân edilen 2/B uygulamasında LXXXIII sayılı parselin orman niteliğinde olduğu halde, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirterek işlemin iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, … Köyünde bulunan ve fen bilirkişisi … ve orman bilirkişisi …’un 02/10/2012 havale tarihli müşterek ek raporuna ekli krokide LXXXIII nolu parsel içinde (a1) harfi ile gösterilen 4853,89 m2’lik alan ile (b1) harfi ile gösterilen 3729,40 m2’lik alana ilişkin 2/B uygulamasının iptaliyle bu yerlerin orman olarak sınırlandırılmasına, davacı idarenin tescile yönelik davasının görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi, davalı Hazine ve davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu, daha sonra, 23/06/2010 tarihinde ilânı yapılan … Köyünde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre orman kadastrosu yapılmış sayılan ormanlardaki 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile … Köyü, Gödek Mahallesinde 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 7. maddesine göre orman sınırlarının tesbiti ile 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, dava konusu olan ve 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan P.LXXXIII nolu 2/B poligonunun a1=4853,89 m2’lik, b1=3729,40 m2’lik alanların 31/12/1981 tarihinden evvel bilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmiş yerlerden olmadığı gerekçesi ile bu kısımlara yönelik 2/B uygulamasının iptali ile bu yerlerin orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dosyada mevcut orman bilirkişisi … tarafından düzenlenen 16.04.2012 havale tarihli raporunda taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesine göre 31/12/1981 tarihinden evvel bilim ve fen bakımından orman vasfını kaybetmiş yerlerden olduğu ve 2/B madde koşullarını taşıdığı bildirilmesine rağmen, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinin neden yitirdiğinin açıklanmaması ve taşınmazın üzerinden insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde, yeniden orman haline dönüşmeme nedeni açıklanmadığından, rapor, çekişmeli taşınmazın hukukî durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Mahkemece, yeniden inceleme ve araştırma yaparak, farklı bir orman bilirkişisinden rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, böyle bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın kısmen, mevcut bilirkişi raporunun aksi yönünde hüküm oluşturulması doğru değildir. 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (…bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yokedilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum, Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi kanunlarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişilerin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını gözönünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddî ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda yazılı koşullar dikkate alınarak belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine vekâlet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmolunamayacağı gözetilmeden, davalılar aleyhine yargılama giderlerine ve davacı … Yönetimi lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine
26/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.