Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/8451 E. 2010/5584 K. 06.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8451
KARAR NO : 2010/5584
KARAR TARİHİ : 06.05.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili tarafından temlik alınan kredinin davalı şirkete diğer davalının müşterek ve müteselsil kefaletiyle kullandırıldığını, borcun ödenmediğini, keşide edilen ihtarnameden sonuç alınamadığını, girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının harçtan muaf olmasının anayasa’ya aykırı olduğunu, TMSF’nin, Bankalar Kanunu’na göre… T.A.Ş.ye el konulması sebebi ile davalılara başvurduğunu, daha sonra bu alacağı davacı şirkete temlik ettiğini, ancak… T.A.Ş.nin devrine ilişkin kararın Danıştay 10.Dairesi tarafından iptal edildiğini, bu suretle yetkili olmayanın temlik ettiği bir alacağın temellük edene devredilemeyeceğinden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ayrıca 7.100.00.-TL.lik kredi sözleşmesinde davalı …’in kefil sıfatıyla şahsen attığı bir imzası bulunmadığını, sözleşmelerde de kefil olunan miktar yazılı olmadığından …’in kefil olarak sorumluluğu bulunmadığını, kaldı ki kredi başvurusu yapıldığı halde davalı şirkete kredi kullandırılmadığını, ödeme yapılmadığını, bu nedenle de davalıların herhangi bir borcundan söz edilemeyeceğini bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı yanın Bankacılık Yasası hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasının ciddi bulunmadığı, aktif husumete yönelen itirazının da…’ın TMSF’ye devrine ilişkin idari işlemin iptalinin temlik sözleşmelerinin de iptalini gerektirmediğinden reddine, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporuna, toplanan delillere göre sözleşmeler gereği banka tarafından davalı şirkete kredi kullandırıldığı, sözleşmelerde şirket kaşesi üzerinde ve ayrıca çift imza bulunduğu, davalı …’in açığa attığı imza ile sözleşmeleri müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak imzaladığı, imzaların kendisine ait olmadığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, şirket kaşesi dışında atılan imzanın kefil sıfatıyla kendisini sorumlu kıldığı, kefalet limit ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının şartları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dışı… T.A.Ş.ile davalı şirket arasında diğer davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle akdolunduğu iddia edilen Genel Kredi Sözleşmeleri’ne istinaden kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeni ile… T.A.Ş.nin davalı şirketten olan alacağını 09.10.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na temlikine dayanılarak TMSF tarafından davalılar aleyhine 24.08.2005 tarihinde icra takibine başlanmış, TMSF ise davalı şirketten olan kredi alacağını 10.04.2006 tarihinde düzenlenen “Kredi Alacağı Temliki Sözleşmesi” ile davacı şirkete temlik etmiş, davacı şirket ise 16.06.2006 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açmıştır.
Alacağın temliki, alacağı devredenle devralan arasındaki ilişki bakımından sebebe bağlı bir işlem olup, bu temel ilişki geçersiz veya sonradan ortadan kalkar ise temlik gerçekleşmeyecek ya da sonradan geçerliliğini kaybedecektir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, …T.A.Ş.nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14/3.maddesi uyarınca TMSF’ye devredilmesine 06.12.2000 tarih, 123 sayılı işlemi ile karar verilmiş, bu karara dayanılarak 09.10.2001 tarihinde… T.A.Ş.tarafından TMSF’ye alacak temlik edilmiştir. Ancak BDDK’nın anılı işlemi Danıştay 10.Dairesi tarafından 15.12.2005 günü kesinleşen kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumun da dayandığı işlemin iptali sebebi ile geçerliliğini yitiren temlik konusu alacakta temlik tarihi itibariyle TMSF’nin tasarruf yetkisi bulunmadığı, bunun sonucunda da TMSF’den alacağı temlik alan davacının davada aktif dava ehliyeti bulunmadığı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilip, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.