Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/17025 E. 2011/3073 K. 22.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17025
KARAR NO : 2011/3073
KARAR TARİHİ : 22.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU KAYDINDAKİ ŞERHİN KALDIRILMASI -TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 27/07/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı-davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/03/2011 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden davalı-davacı … ile vekili avukat … geldi, karşı taraftan,davalı-davacı HAZİNE vekili avukat … SARILKAN geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı …, … köyü 364 nolu kadastro parselinden imar düzenlenmesi sonucu oluşan 423 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların davacı adına kayıtlı olduğunu, geldi parselin 3573 sayılı ve 1939 tarihli Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun Hükümlerine göre tevzii, tahsis ve tescil edildiğini, tahsis işleminin 1959 yılında yapıldığını, anılan yasada 28.02.1995 tarih ve 4086 sayılı yasa ile değişiklik yapıldığını, bu değişiklik yapıldıktan sonra taşınmazların tapu kaydına “3573 sayılı yasa kapsamında olup, veriliş amacı dışında kullanılamaz, miras dahil bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez, aksi takdirde Hazinece geri alınır” şeklinde şerh konulduğunu, önceki yasada bu şerhi destekler bir hüküm bulunmadığını ve sonradan çıkan yasa ile kazanılmış haklarının ortadan kaldırılamayacağını, ayrıca dava konusu taşınmazların tapu kaydına “6831 sayılı yasanın değişik 2. maddesine istinaden hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmaktadır” şeklinde bir şerh daha konulduğunu, 3573 sayılı yasa uyarınca tahsis edilen geldi parselden oluşan dava konusu imar parsellerine konulan bu şerhin de yasal bir dayanağının bulunmadığını bildirmiş ve yasal dayanağı bulunmayan söz konusu şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece 25.01.2007 tarih ve 2006/342- 2007/19 sayılı karar ile dava kabul edilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/14794-15357 sayılı kararında özetle: (1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine 1961 Anayasanın 37. maddesinin son fıkrasında “toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.” hükümleri mevcuttur. 09.11.1982 tarihinde yürürlüğe giren 1982 Anayasasının 44, 169 ve 170 maddeleri de 1961 Anayasasına paralel düzenleme getirilmiştir.
Temyiz incelemesi için daha önce Daireye gönderilen bazı dava dosyaları içindeki Orman Genel Müdürlüğü imzalı, Tarım Bakanlığının 24.10.1962 gün ve 5876/5-3012 sayılı yazı da eklenerek il makamına gönderilen Tarım Bakanlığının 12.04.1963 gün ve 426/28510 sayılı yazısında “1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürürlükteki yasaların Anayasaya aykırı hükümlerinin tesbiti ile görevlendirilen Bakanlıklar Arası Komisyon tarafından yapılan incelemede Devlet Ormanlarından zeytinlik tesbit ve tefrikinin Anayasanın 37 ve 131. maddelerine aykırı olup, yabani zeytinlik, harnupluk ve fıstıklıkların 3573 ve 6777 Sayılı Yasalara göre yeniden tefrik, tesbit ve tevzi yapılamayacağı” konularındaki genel tamimler eklenerek Tüm Vali ve Kaymakamlıklara gönderilen 08.05.1963 gün ve 1329/1 sayılı yazıda Anayasanın 37 ve 131. maddeleri karşısında “3573 ve 6777 Sayılı Yasalar gereğince Devlet Ormanlarından Yabani Zeytinlik, Menengiçlik, Harnupluk sahaların ayrılmayacağının” bildirildiği görülmektedir.
1961 Anayasanın bu açık hükümleri ile sözü edilen genelge karşısında 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra 3573 Sayılı Yasa zımnen yürürlükten kaldırıldığının kabulü gerekir. Davacı kişinin tutunduğu tapu kaydı Ocak 1969 tarihinde 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşmuştur. Anayasanın yürürlüğe girdiği 15 Ekim 1961 gününden sonra 3573 Sayılı Yasanın uygulama olanağı kalmamıştır.
11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan, başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır.
… Köyünde 1963 yılında yapılan genel kadastroda, 364 parsel sayılı 16100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz zeytinlik niteliğiyle, 1959 yılında Enver Araslı’ya tahsis edilmişse de, henüz tapusunu alamadığından söz edilerek, 29.07.1963 tarihinde Hazine adına tesbit edildiği, 18.05.1981-17.06.1981 tarihlerinde ilan edilip, itirazsız kesinleşerek, 18.06.1981 tarihinde Hazine adına tapuya kayıt edilmiştir. Tarım Bakanlığı Ziraat İş.Gen. Müdürlüğünün 26.01.1981 gün ve V-18/26-8561 sayılı Antalya Valiliğine yönelik yazısıyla, 3573 sayılı yasanın 4 ve Tatbik Nizamnamesinin 19. maddesi gereğince 17074 m2 yüzölçümündeki 65 sayılı zeytin parselinin, … … adına tescilinin emredildiği, Milli Emlak Müdürlüğünün 06.12.1983 günlü ve 5235-40405 sayılı yazısı gereği, 65 sayılı zeytin parseliyken, Hazine adına tesbit tutanağı düzenlenip tapuya kayıt edilen 364 sayılı kadastro parselinin 26.12.1983 tarihinde … … adına tescil edildiği, 16.03.1984 tarihinde … …’e satıldığı, 03.12.1992 tarihinde 15653 yevmiye ile 4337 m2 bölümünün kamuya terk edilmesinden sonra geri kalan 11763 m2 bölümünün ifraz edilip 3998 ilâ 4030 sayfalara gittiği, tapunun 3998 ilâ 4013 sayfada kayıtlı çekişmeli 423 ada 1 ila 16 sayılı parsellerin bu şekilde oluştuğu, 26.09.2005 tarihinde de davacı … adına kayıt edildiği, beyanlar hanesine 07.02.1995 tarihinde 1085 yevmiye numarasıyla 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde Şerhi, 04.03.2003 tarihinde de 2052 yevmiye numarasıyla “3573 Sayılı Yasa kapsamında olup veriliş amacı dışında kullanılamaz, miras dahil bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü küçültülemez, aksi taktirde Hazinece geri alınır.” Şeklinde şerh yazıldığı, Antalya Valiliği defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı Doğu Antalya Emlak Müdürlüğünün 05.12.2005 tarihinde, Tarım İl Müdürlüğünden, … 65, 78 ve parsellerin 3573 sayılı yasa hükümlerine göre tasarruf edilip edilmediği hususunun raporla saptanmasını istediği, Ziraat Mühendisleri …, … , Kadastro Teknisyenleri … ve … oluşan kurul tarafından hazırlanan 16.02.2006 tarihli raporda, 65 sayılı zeytin parseli için genel kadastroda 364 parsel sayısı ile kadastro tesbit tutağı düzenlendiği, bu taşınmazın taşlık, çalılık ve makilik durumda olduğu, 3573 Sayılı Yasa kapsamında veriliş amacına aykırı kullanıldığının belirlendiği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı, içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptandığından, aralarında … ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde olur verildiği anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi … tarafından düzenlenen 06.12.2006 tarihli raporla da, çekimeli taşınmazın eğiminin %8-9 olduğu, içinde Akdeniz maki topluluğu ile ağırlıklı olarak aşısız zeytin (delicelikleri) ağaçları bulunduğu toprağın sığ olduğu saptanmıştır.
Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.2.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). Orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümler 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulama olanağı kalmadığı, çekişmeli parsellerin ifraz edildiği 364 sayılı parselin imar-ihya işlemleri tamamlanmadan hatalı işlem sonucu 1969 yılında yolsuz tescil olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025.(E.M.Y. 933 – İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verme olanağı bulunmadığı gibi, 364 sayılı parselin zeytinlik olarak tahsisi de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün 06.04.2006 GÜN VE B.12.0.TUG.05.1.0047 sayılı, içinde 65 sayılı zeytin parselinin de bulunduğu taşınmazların yasa ve tüzüğün öngördüğü veriliş amacı dışında kullanıldığının saptandığından, aralarında … Öztürke ait 65 nolu zeytin parselindeki (364 nolu kadastro parseli) tahsisin kaldırılması istemine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 06.04.2006 tarihinde oluru ile iptal edilmiştir. (Doktirin de yolsuz tescile dayalı olarak ayni hakin kazanılamayacağını kabul etmektedir (Prof. … Oğuzman, Prof. … Seliçi Eşya Hukuku 5. bası 1998 sayfa 141).
Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu /nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu parsellerin ifraz edildiği 364 sayılı parsel, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu dummu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastro yapıp yolsuz olarak sicil oluşturmuşlarsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – isviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağı yoktur.
Çekişmeli parsellerin ifraz edildiği, … köyü 364 sayılı parselin hiçbir imar ihya faaliyetine konu edilmeden, üzerinde bulunan delicelerden hiç birisi aşılanmadan, makilik karakterli devlet ormanı niteliğinde olduğu gözetilmeden 3573 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğundan, baştan beri yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydı davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmaz. Başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme karan yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olup, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’mn 1023. (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz (T.M.Y.nın 1025. md.). Bu tescil bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicil hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir.) nedeniyle bozulmuş,mahkemece bozmaya uyulmuştur.
Diğer yandan,dairenin bozma kararından sonra Hazine, dava konusu parsellerin ifraz edildiği 364 sayılı parsel sayılı taşınmazın ,öncesinin 65 numaralı zeytincilik parseli olduğu 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, 3573 Sayılı Yasada öngörülen koşullar gerçekleşmeden kişi adına oluşturulan tapunun yolsuz tescil olduğu, 6831 Sayılı Yasının 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını iddia ederek tapu kayıtlarının iptali ile hazine adına tescili istemiyle Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/24 esas sayılı dosyasında dava açmış, davalar aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir
Mahkemece davacı …’ın tapu kaydındaki şerhin kaldırılmasına ilişkin davasının REDDİNE, davacı Hazinenin tapu iptali ve tescili davasının KABULÜNE; … ilçesi … köyü 423 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının İPTALİNE, Hazine adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydındaki şerhin kaldırılması ile tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 2/4/1981 ve itirazlı yerlerde 9/2/1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 23/12/1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Bu sebeple, hüküm fıkrasındaki(4- Birleşen dava yönünden;
a- Alınması gerekli 4.752,00 TL karar harcının davacı-davalı …’dan tahsiline,
b- Davalı-davacı … tarafından ibraz edilen ancak kullanılmayan 10,00.-TL değerindeki posta pulunun talebi halinde iadesine.
c- Kabul edilen değer üzerinden hesaplanan 8.100,00.-TL nispi vekalet ücretinin davacı-davalı …’dan alınarak davalı-davacı …’ne ödenmesine.
d- … tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına.
e- … tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına) cümleleri hükümden tümüyle çıkarılarak, bunun yerine “ birleşen dava yönünden, 6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı HAZİNE üzerinde bırakılmasına, davacı HAZİNE lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22/3/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.