YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3986
KARAR NO : 2012/12532
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, 565 ada 46 parsel sayılı 1276,78 m² yüzölçümlü taşınmaz; …, 565 ada 52 parsel sayılı 1762,55 m² yüzölçümlü taşınmaz; …, 571 ada 5 parsel sayılı 1913,06 m² yüzölçümlü taşınmaz ise; … adına tesbit edilmiş, Hazine tarafından bilgilendirme askı ilân süresi içinde kadastro komisyonuna yapılan itiraz 3402 sayılı Kanunun 13, 14 ve 17. maddelerindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle kabul edilmiş ve kadastro ekibince yapılan tesbitler iptal edilerek Hazine adına tesbit edilerek askı ilânına çıkarılmışlardır. Davacılar … , …, … ve …, mirasen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin yararlarına oluştuğu iddiasıyla komisyon tesbitlerinin iptali ile adlarına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece, aynı parsellere ilişkin açılan davalar birleştirildikten sonra, davacı … ‘ın davasının feragat nedeniyle, davacılar … ve arkadaşlarının davasının ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının yararlarına oluşmadığı gerekçesiyle REDDİNE ve dava konusu taşınmazların komisyon kararı gibi tesbit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 sayılı Kanuna göre 12.09.1985 tarihinde yapılıp 03.04.1986 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1986 yılı … fotoğraflarında hali arazi niteliğinde bulunduğundan 10 – 15 yıllık zilyetlik olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda 20 yıl önceki memlekit haritası ve … fotoğraflarında taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsüne ilişkin belirleme yapılmamış, dayanak vergi kayıtları uygulanmamış, kadastro komisyonu tesbitine esas alınan 19.05.2010 tarihli tutanakta imzası bulunan memur ve bilirkişiler dinlenmemiş, çekişmeli taşınmazın … taşınmazlar ile karşılaştırması yapılmadan soyut belirlemeler ile değerlendirme yapılan rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, 20 yıl önceki … fotoğrafları ile memleket haritasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin bitki örtüsünün özellikleri, varsa üzerlerinde bulunan ağaçların cinsi ve dağılımı ile kullanım bulunup bulunmadığı hususlarında ek rapor alınmalı, önceki bilirkişiler dışında bir jeoloji mühendisi ile bir … mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden
yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın çeşitli yerlerinden toprak numunesi alınıp çevresi taşınmazlarla karşılaştırmak suretiyle zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; dayanak vergi kaydı komşu kayıtlardan yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3. maddeleri gözönünde bulundurularak kapsamı belirlenmeli, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile davalı olanların dava dosyaları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar …, … ve …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 12/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.