YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16156
KARAR NO : 2011/3174
KARAR TARİHİ : 23.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1965 yılında yapılan kadastro sırasında … Mahallesi 15 ada 1 parsel sayılı 7.224m2 yüzölçümündeki taşınmaz, üzerinden Nato Petrol Boru hattı geçtiğinden söz edilerek malik hanesi açık olarak komisyona sunulmuştur, tapulama komisyonunca taşınmazın üzerinde okul inşaatı bulunduğu gerekçesiyle arsa, okul, cami ve müştemilatı niteliği ile Köy Tüzelkişiliği adına tesbitine karar verilmiş, dava açılmadığından kesinleşmiştir. Daha sonra yüzölçümü 17.224 m2 olarak düzeltilmiş, okul ile cami yerlerinin ayrılması üzerine 661 ada 1 ve dava dışı parsellere gitmiştir.661 ada 1 parsel 10.135,95 m2 yüzölçümlü olarak okul ve bahçe niteliği ile Ümraniye Belediyesi adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı … Bakanlığı, 661 ada 1 sayılı taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek 6831 sayılı Yasanın 2/B madde niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında genel arazi kadastrosu 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığı ve … 1944 tarih 81 numarada 833.675m2 yüzölçümüyle Çakmak Bayırı Devlet Ormanı ismiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, yörede 1972 yılında yapılan tapulama sırasında 766 Sayılı Yasanın 46. maddesi gereğince sınırlaması kesinleşen ormanlara ait kayıt ve belgelerin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılması sonucu bu mevkideki Çakmak Bayırı Devlet Ormanının 1278 parsel numarasıyla tapuya yine orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla PII poligon numarasıyla orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmazın orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan ve 4785 sayılı Yasa karşısında hukuki değer taşıyan tapu kaydı bulunmadığı, tapu kaydı bulunsa dahi çekişmeli taşınmaz eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktüğünden, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğundan ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemeyeceği, kaldı ki taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.1.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı yasaya eklenen 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “ Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca çekişmeli taşınmazın tesbit malikleri olan davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple hükmün yargılama giderlerine ilişkin “2, 3 ve 4 numaralı bölümlerinin” tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün H.U.M.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23.03.2011 günü oybirliği ile karar verildi.