YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/151
KARAR NO : 2010/5788
KARAR TARİHİ : 04.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … Köyü … mevkiindeki sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği taşınmazın kendi zilyedliğinde olduğunu, yörede 1999 yılında ilk kez yapılan ve 04.12.2003 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi tamamen tarım alanı olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının orman alanı dışına alınmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, (A) ile işaretli 25391.88 m2 taşınmazın orman tahdidinin iptaline karar verilmiş, hükmün davalı … Yönetimi tarafından temyizi üzerine 20 Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan 26/09/2006 tarih, 2006/12742 – 12186 sayılı bozma ilamında;
“Yörede davanın devamı sırasında genel … kadastrosuna başlandığı, çekişmeli taşınmazın davaya konu olması nedeniyle herhangi bir işleme tabi tutulmadığı, hakkında tutanak düzenlenerek ada ve parsel numarası verilmediği, buna karşılık davaya konu olmayan … taşınmazlarda tutanak düzenlenerek paftasının oluşturulduğu; mahkemece, taşınmaza komşu parsellere ait tutanaklar ve varsa dayanaklarının getirtilmediği, dayanak belgelerin bu yönü ne olarak okuduğu üzerinde durulmadığı, mahkemenin 2004/82 – 88 – 103 – 64 – 98 – 87 – 18 – 81 – 97 – 61 – 62 – 102 – 65 Esas sayılı dava dosyalarında aynı nedenle davaya konu oldukları anlaşılan tüm çekişmeli yerlerin orijinal pafta fotokopisi üzerinde bir arada gösterilmediği, bu yerlerin her birinin ayrı ayrı yada bir arada 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklığı; yani orman sayılan yerlerden olup olmadıkları üzerinde durulmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermediği,
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2 maddesi hükmüne göre devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesinin yasak olduğu, Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü … ve tesislerin, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı, buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulacağı, yanan orman alanlarındaki her türlü emvalin Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirileceği, (03/07/2004 gün
ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali), yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamayacağı, bu tür yerlerin özel mülk olamayacağı, yönetimin derhal el koyma hakkına sahip olduğu, orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacağı, bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşmasının önlenemeyeceği ve orman bütünlüğünün bozulacağı, ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğunun bulunmadığı, zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldığı, 17. maddede tanımı yapılan olgunun, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucunun ayrı bir kavram oluşturup hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapattığı, bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmeyeceği, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, Dairemizin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenip yerleşik kararlar halini aldığı [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkraların da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak bulunmadığı, dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemeyeceği, orijinal renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının, kadastro paftasının ve orman kadastro haritasının ölçekleri denkleştirildikten sonra her bir harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilerek, çekişmeli tüm bu yerlerin konumu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterilmediğinden hükme esas alınan bilirkişi raporlarının doğruluğunun denetlenemediği, orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasında çekişmeli yerlerin geniş … alanların ortasında gösterilmesine karşılık orman kadastro komisyonunca orman olarak sınırlandırılmaları ve orman olarak sınırlandırılan yerlere bitişik olmalarının bir çelişki oluşturduğu nazara alınarak, bu durumun sebebinin araştırılmadığı, dosya içeriğinden tahdidi kesinleşen orman kesimlerinin tescil edilip 3402 Sayılı Yasanın 22/son maddesine göre tapu kütüğüne aktarılıp aktarılmadığı da anlaşılamadığı açıklandıktan sonra mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar
karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının davasının kabulüne, … İlçesi, … Köyünde bulunan ve … bilirkişisine ait krokide (A) harfi ile gösterilen 25391.88 m2’lik taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti ile orman olarak sınırlandırılmasının iptaline karar verilmiş; hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Dosya içeriğinden dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosunun yapıldığı, çekişmeli yer ve çevresinin orman olarak sınırlandırıldığı, bu orman parselinin çeşitli bölümlerine kişilerce açılan orman kadastrosuna itiraz ve tescil davalarında bu bölümlerin orman sınırları dışına çıkartılıp adlarına tescillerini istedikleri, bu davaların ayrı ayrı yürütüldüğü, bazı davalarda kabul kararı verilip o bölümün orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak tescil hükmü kurulmadığı gibi geniş orman parselinin kalan bölümü hakkında da sicil oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Kadastro mahkemesi doğru ve … sicil oluşturmakla görevlidir. Dava konusu edilen taşınmazın kadastro sırasında kaç ada, kaç parsel numarası aldığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ancak, kadastro müdürlüğünün yazısı ile pek çok dava açıldığından orman parseli ile ilgili işlemin kesinleşmediği bildirilmiştir. O halde; yerin kaç ada kaç numaralı orman parseli olarak işlem gördüğü, halen tutanak aslının nerede olduğu sorularak düzenli sicil oluşturulması ve çelişkili kararlar verilmemesi açısından bu orman parselinin tutanak aslı hangi dosyada davalı ise tüm dava dosyaları o dava dosyasında birleştirilmeli, davacının tescil istemi de olduğundan Hazine de davaya dahil edilip husumet yaygınlaştırılmalı, dava orman parselinin bir bölümü ile ilgili olduğundan bu yerin eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarında orman olmasa dahi ancak kişi yararına tespit gününe kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşması halinde bu davanın dinlenme olanağının bulunduğu
düşünülmelidir. Çünkü tespit gününe göre hak sahibi olmayan kişinin yer orman olmasa dahi bu davayı açmakta hukuki yararı, dolayısıyla aktif dava ehliyeti olmayacağından öncelikle davacıdan varsa tapu, vergi kaydı gibi belgeler ile zilyetlik tanıklarının isimleri sorulmalı, bundan sonra eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; dayanılan tapu ve vergi kayıtları getirtilip yöntemince uygulanmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak bilirkişi anlatımları denetlenmeli; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, önceki malikler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın
03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve … Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ancak zilyetlik koşullarının oluşması halinde dava edilen bölümün kişiler adına, kalan bölümün de orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Zilyetlik koşullarının oluşmadığı belirlendiği takdirde taşınmazın orman olmadığı saptansa dahi davanın reddi gerektiği düşünülmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 04/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.