YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10475
KARAR NO : 2012/17036
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu …’a 27.06.2005 tarih ve 42.000,00 TL miktarlı genel kredi taahhütnamesi gereğince krediler kullandırıldığını davalının taahhütnameyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun keşide edilen ihtarnameye rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını ancak, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, görev derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra asıl borçlu olan…’a bankaca iki kez kredi kullandırıldığını, ilkinın araç kredisi olup, ikincisinin müvekkilinin kendi ihtiyacı için … adına kullandırılan 30.000 TL’lik ihtiyaç kredisi olduğunu ve bunun karşılığında müvekkiline ait taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, 30.000 TL’lik borç bitince müvekkilinin kefaletinin sona erdiğini, ipoteğin fek edilerek borcun kapatıldığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile taşıt kredisi kullanıcısı arasında akdedilen sözleşmenin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı bankanın icra takibine dayanak yaptığı genel kredi taahhütnamesine davalının müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imza koyduğu ihtilafsız olup, bu nedenle sözleşme ve kefalet hükümleri çerçevesinde davalının takip tarihi itibariyle borçlu olup olmadığı yeni bir uzman bilirkişi aracılığıyla saptanarak, tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.