Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3500 E. 2011/7281 K. 13.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3500
KARAR NO : 2011/7281
KARAR TARİHİ : 13.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi, davalılardan Hazine ve … Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

1980 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında … Köyü 6619 parsel sayılı 1920493 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1967 tarih 132 numaralı tapu kaydı ile mera niteliği ile tespiti yapılıp, köy orta malı olarak özel siciline yazılmıştır. Davacı … Yönetimi, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1005 esas sayılı dosyası ile dava açarak, taşınmazın orman niteliğinde olduğu halde, Mera Tahsis Komisyonu tarafından mera olarak tahsis edildiğini, mera tahsis kararının iptalini istediklerini, taşınmazın bu dava sonucu verilen karar ile orman olan kısımlarında mera tahsis komisyonu kararının iptal edildiğini, bu kararın kesinleştiğini, özel sicilindeki kaydın iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parselin 03.06.2010 tarihli krokide (B1)=48497,50 m2, (B2)=8682,50 m2 ve (B3)=8517 m2’lik kısımlarının özel sicilindeki kaydının iptali ile orman niteliği ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı … ve … Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescil istemine ilişkindir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp sonuçlanan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1005-2004/1487 sayılı kesin hükmü nazara alınmadan karar verilmiştir. Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak hakkı dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Kesin hüküm, kural olarak davanın tarafı olmayan üçüncü kişileri etkilemez. Örneğin: Bir davada taraflar hakkında verilen hüküm, davada taraflardan biri yararına davaya katılmış olan fer’i müdahil hakkında kesin hüküm oluşturmaz. Buna karşılık kesin hüküm davaya asli müdahil olarak katılan tarafı bağlar. Yine birden fazla kişi aynı davayı açma yetkisine sahipse, bunlardan birinin açtığı davada verilen karar, diğeri için kesin hüküm oluşturmamakla birlikte güçlü takdiri delil oluşturabilir.
Somut olaya gelince; Çekişmeli … Köyü 6619 parsel, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1005-2004/1487 sayılı dosyasında parselin tamamı dava edilmiş, kısmen kabule karar verilerek, krokide (A1)=1165724 m2 ve (A2)=382500 m2 olmak üzere toplam 1548224 m2’lik alana ilişkin dava kabul edilerek, bu kısımlardaki mera tahsis kararının iptaline karar verilmiş, fazlaya ilişkin istem reddedilmiştir. Artık taraflar arasında bu taşınmaza ilişkin kesin hüküm oluşmuş ve taşınmazın orman olan bölümleri bu kesin hüküm ile belirlenmiştir. Mahkemece tekrar orman incelemesi yapılması doğru değildir. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1005 esas sayılı dosyasında orman olduğu belirlenen (A1) ve (A2) bölümlerin özel sicilindeki kaydının iptali ile orman niteliği ile tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi, davalılar … Belediye Başkanlığı ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimi ve … Belediye Başkanlığına iadesine 13.06.2011 günü oybirliği ile karar verildi.