Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/19254 E. 2010/1840 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19254
KARAR NO : 2010/1840
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar Hazine, Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Kasabası Karaburun mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 11/07/2008 tarihli krokide (C) ile işaretli 577 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, a (1750 m2), B (1328 m2) bölümlerinin 1. Derece arkeolojik sit alanı olması nedeniyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılar Hazine, Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 24/11/1989 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada çalılık olarak tescil harici bırakılmıştır.
1) Davacı vekilinin (A) ve B işaretli taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazları bakımından; çekişmeli taşınmazların 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içinde kalmaları sebebiyle zilyedlikle kazanılacak yerlerden olmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, bu bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
2.Hazinenin (C) işaretli taşınmaz bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; davacı gerçek kişi 1956 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmasında çalılık olarak tescil harici bırakılan taşınmazın zilyetliğinde bulunduğu iddiası ile tescil davası açmıştır. Mahkemece çekişmeli (C) harfli taşınmazın orman sayılmayan yer olması, kıyı kenar çizgisi dışında kalması ve 3.derece arkeolojik sit alanı olması nedeni ile bu bölümde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü
2009/19254-2010/1840
yolunda hüküm kurulmuş ise de Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya İl Koruma Kurulunun 26.02.2008 günlü yazısı ve dosyaya gönderilen Kadastro Üyesi Ömer Karacan imzalı krokiden C işaretli taşınmaz bölümünün kısmen 1. derece, kısmen de 3.derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasının ve bu yasayı değiştiren hükümlerin henüz kesinleşmemiş olan davalara uygulanması gerektiği, 2863 Sayılı Yasanın değişiklikten önceki hükmüne göre “korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının” zilyetlikle iktisap edilmesi yasaklanmıştır. 14.07.2004 gün ve 5226 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 2863 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki “koruma alanları” sözcüğünden sonra gelmek üzere “sit alanları” sözcükleri ilave edilerek, tüm sit alanlarının olağanüstü zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılması önlenmiş ise de, 22.05.2007 tarihinde kabul edilen ve 30.05.2007 yayınlanarak yürürlüğe giren 5663 Sayılı Yasayla değişik 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasasının 11. maddesinin 2. cümlesi “Ancak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca 1. grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlardaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez.” şeklinde yeniden değiştirilmiş ve böylece bu madde kapsamı dışında kalan taşınmazların zamanaşımı yoluyla kazanılabileceği kabul edilmiştir.
Somut olayda dava konusu (C) harfli taşınmazın bir bölümünün 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen alan içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5663 Sayılı Yasa ile değişik 2863 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan taşınmaz bölümünün zamanaşımı yoluyla kazanılmasına yasal olanak bulunmadığından mahkemece bu bölümün yüzölçümü fen bilirkişiye hesaplattırılarak, bu bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın özel mülk olarak davacı adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3) Orman Yönetimi vekilinin tüm taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından; çekişmeli taşınmazların 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çalılık olarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişi (A) ve (B) bölümlerinde doğal eğimin % 15-20 iken teraslama ile düşürüldüğünü açıklamıştır. Yine (B) ve (C) bölümlerinin de öncesi bir bütün iken, sonradan aradan yol geçirilmesi nedeni ile ayrıldığı bildirilmiştir. Buna rağmen (C) bölümündeki eğim, Ziraat Bilirkişi tarafından % 8, orman bilirkişi tarafından % 10 olarak hem (B) bölümü ile hem kendi aralarında çelişki yaratacak biçimde hesaplanmıştır.
Eğimin % 12 yi aştığı çalılık, fundalık kaplı yerler 6831 sayılı yasanın 1/j maddesi kapsamı dışında kalmakla orman sayılırlar.Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman niteliğinde tesbit harici bırakılan yerler, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
2009/19254-2010/1840
O halde, mahkemece (B) ve (C) bölümlerinin öncesinin bütün olduğu ve C bölümünde eğimin çelişkili hesaplandığı gözönünde bulundurularak, yeniden bilimsel yöntemlerle, teraslama öncesindeki doğal ve gerçek eğim hesaplattırılmalı, eğimi % 12 yi aşan yerlerin orman sayılacağı, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar sürdürülen zilyedliğin davacı yararına sonuç doğurmayacağı ve orman kadastrosunun kesinleştiği 1989 yılı ile davanın açıldığı 2001 yılı arasında 20 yıl geçmemesi nedeniyle; (C) bölümünün fen bilirkişiye hesaplattırılacak diğer kesiminin ise aynı zamanda 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içinde kalması nedeniyle davanın reddine karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (A) ve (B) bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA; 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine 17.02.2010 günü oybirliği ile karar verildi.