Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1195 E. 2010/1671 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1195
KARAR NO : 2010/1671
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve arazi kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Köyü … Mevkiindeki 110 ada 1 parsel numarası ile orman niteliği ile Hazine adına tespiti yapılan taşınmazın zilyetliğinde olduğunu, yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan ve 03.10.2007-01.11.2007 tarihleri arasında ilanl edilen orman kadastrosu sırasında öncesi tamamen orman dışı olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının orman alanı dışına alınmasını istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, krokide 6915,96 m2 kısımda yapılan orman sınırlandırılmasının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değşiik 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosuna ve arazi kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan orman mühendisi bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın fiili durumu açıklanmış ve % 10-15 eğimin teraslama ile %2-5 olduğu, memleket haritasında açık alanda kaldığı bildirildiği halde rapora ekli memleket haritasının incelenmesinde geniş yapraklı ağaç rumuzu bulunduğu halde orman olmadığı bildirilmiştir. Bu rapor kendi içinde çelişkili olup, taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait eski tarihli hava fotoğrafları getirtilip incelenmemiş,bitişik arazi kadastro tutanak örnekleri ve revizyon kayıtları getirtilip uygulanmamış, çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu araştırılmamıştır. Dava konusu 110 ada 1 parselin tutanak aslı bu dosyada davalı olduğu üzerine yazılarak, dosyaya gönderildiği halde hakkında sicil oluşturulmamış, dava dilekçesinde adına tescil talep ettiği halde bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı …. hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde itiraz edebilecekleri” hükmü bulunduğu, yasa metninde geçen “hak sahibi” yada “sahiplik” kavramından ne anlaşılması gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu davada uygulanması gereken 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/j ve 21. maddeleri ile dava sırasında 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde açıklanmış olduğundan herhangi bir
2010/1195-1671
belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer ve yasada öngörülen “hak sahibi” olmaya ve dolayısıyla davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı vermez. Bu nedenle davacının öncelikle hak sahibi olup olmadığı, yani zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, yani aktif dava ehliyeti olup olmadığı saptanmalıdır.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı, davalı taşınmaza komşu parsellerin tümü aynı kroki ve memleket haritası üzerinde gösterilmeli, çekişmeli taşınmazın eğimi tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanarak, eğimi %12’den fazla olan fundalık ve makilik yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi ve 15.07.2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesi gereğince toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyacağından orman sayılacağı ve zilyetlikle kazanılamayacağı göz önünde bulundurulmalı, mahalli bilirkişi yardımıyla komşu parsellerin revizyon kayıtları da uygulanarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmeli ve dava konusu 101 ada 1 parsel hakkında 3402 sayılı yasanın 30/2 maddesi gereğince sicil oluşturulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 15/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.