Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10850 E. 2011/15869 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10850
KARAR NO : 2011/15869
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/7142-10992 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece, davacının tutunduğu tapu kaydının temyize konu yeri ve dava dışı 114 ada 14 parseli kapsadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, dayanak tapu kaydı sınırları itibariyle çekişmeli taşınmazı arada boşluk bırakmayacak şekilde dört yönden çevrelememekte taşınmazın kuzey yönünü açıkta bırakmaktadır. Bu durumda; dayanak tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca miktarı ile geçerli olarak belirlenmelidir. Tapu kaydının yüzölçümü 919 m2 olup miktarından fazlasıyla davacı adına tespit edilip kesinleşen 3.239 m2 yüzölçümlü dava dışı 114 ada 14 parsel sayılı taşınmaza uymaktadır. Dolayısıyla çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümü tapu kaydı kapsamı dışında kalmaktadır.
Bundan ayrı; hükme dayanak yapılan Orman Bilirkişi … … tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın üzerinde yaşları 10-100 arasında değişen çam ağaçları bulunduğu, 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Raporları hükme dayanak yapılmayan Orman Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 18.04.2008 tarihli raporda; çekişmeli taşınmazın tamamı üzerinde 10-100 yaşlarında 0,7 – 0,8 kapalılıkta çam ağaçları bulunduğu, 1953 tarihli memleket haritasında açık alanda, 1951 ve 1990 çekim tarihli … fotoğraflarında ise çamlık olarak gözüktüğü, 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kalmakta ise de, 6831 sayılı Yasanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu, ziraat bilirkişi … … tarafından düzenlenen 09.04.2008 tarihli raporda; taşınmazın … yıllar işlenmemesi sebebiyle koruluğa dönüştüğü, orman bilirkişi Bahattin Karakaya tarafından düzenlenen 25.08.2007 tarihli raporda ise; çekişmeli taşınmazın üzerinin 5-100 yaşları arasında değişen karaçam ağaçları ile kaplı olduğu, 1951 ve 1990 çekim tarihli … fotoğraflarında çamlık olarak, 1953 baskı tarihli memleket haritasında açık alanda gözüktüğü, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin (G) bendine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Dosyada bulunan tüm raporlardan çekişmeli taşınmazın 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, ancak 1951 ve 1990 çekim tarihli … fotoğraflarında çamlık olarak gözüktüğü, üzerinin de eylemli biçimde çam ormanı ile kaplı olduğu, davacı tarafından kullanılmadığı, zilyetlik yoluyla kazanılamayacak yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılır. Zira, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki
taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1940 yılında yapılıp kesinleştiğinden, kesinleşen tahdit haritası çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple; taşınmazın niteliği, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanması sonucu belirlenmelidir. Çekişmeli taşınmaz eski tarihli memleket haritasında açık alanda gözükmekte ise de, eski ve … tarihli … fotoğraflarında çamlık olarak gözükmekte olup, taşınmazın eylemli durumu karşısında memleket haritasının hatalı boyandığı, çekişmeli yerin resmi belgelere göre orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varılmaktadır. Tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olup, diğer fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamaz. Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine ile dava konusu 114 ada 8 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.