YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19169
KARAR NO : 2010/2176
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 24.06.2009 gün ve 2009/8509-10623 sayılı kararında; “Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya arasında bulunan 30.06.2007 tarihli orman bilirkişi raporunda, çekişmeli parselin dört tarafında ormanlık alanların bulunduğu, eğiminin %20-40 olup toprak muhafaza karakteri taşıdığı, memleket haritasında açıklık olarak gözüksede fiili durumun bunu teyid etmediği ve parselin eylemli tabii yetişmiş meşe ağaçları ile kaplı, orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, hükme esas alınan 09.05.2008 tarihli bilirkişi raporuna gore de, taşınmaz eğiminin %5lerden başlayıp % 60’a kadar çıktığı, eğimin ortalama % 20-25 olduğu, taşlık ve serpili halde … türündeki bitkilerle ve yer yer meşe ağaçları ile kaplı olduğu, bu ağaçların yapraklarından hayvan yemi olarak yararlanıldığı açıklanmış, ancak raporun sonuç bölümünde taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilerek rapor içeriği ile çelişkiye düşülmüştür. Tespit sırasında sadece memleket haritasına dayalı inceleme yapılmış, memleket haritasında yeşil renkli görülen yerlerin orman, açık görülen yerlerin orman olmadığı bildirilmiştir. Taşınmazın eylemli durumu, eğimi ve konumu dikkate alınmamıştır. Taşınmazın eylemli olarak tabii yetişen meşe ağaçları ile kaplı olduğu bilirkişi raporları ile sabittir. Meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir. Taşınmaz üzerinde meşe ağaçlarının yer aldığı, bu ağaçların yapraklarından hayvan yemi olarak yararlanıldığı, eğimin %12 den yüksek olduğu anlaşıldığına göre 6831 Sayılı Yasanın 1/1 maddesi ve 15.07.2004 günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/j maddeleri gereğince taşınmazların orman olduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca, Orman Yönetiminin davasının kabulü” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile dava konusu 121 ada 10 parselin kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
2009/19169-2010/2176
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.