YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2307
KARAR NO : 2010/3370
KARAR TARİHİ : 17.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi …mevkii 220 parsel sayılı 16.240 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1325 tarih 38, 39 ve 40 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak bahçe yeri niteliği ile … ve … Karadeniz adlarına tespit edilmiştir. Hazinenin, tapu kayıt miktar fazlasının hazineye ait olduğu iddiasıyla açtığı dava …Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 10.11.1958 gün 1958/352-408 sayılı kararıyla reddedilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanarak 18.12.1959 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra taşınmaz satış yoluyla davalılara geçmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın tahdit içinde kaldığından tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın … bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 12.454,51 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, (A) ile işaretlenen 3.785,49 m2 yüzölçümlü kesiminin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşıldığından kayıt malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalılardan …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.8.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinde … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığına, 1950 yılında 5653 sayılı yasa hükümlerine göre makiye ayrıldığına, ancak makiye ayırma işleminin 28.12.1962 tarihli rapor ile iptal edildiğine, toprak tevzi komisyonunca dağıtım ve tescilinin yapılmadığına, … ve orman bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümünün orman rejimi dışına çıkarıldığına, (B) ile işaretlenen kesiminin halen tahdit içinde olduğuna, bir an için makiye ayırmanın iptal edilmediği düşünülse dahi makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 5-11 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, temyize konu taşınmaza ilişkin makiye ayırmadan sonra özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığına, kaldı ki taşınmazın eğim ölçer ile belirlenen eğiminin % 25-30 olduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, halihazırda üzerinde orman bitki örtüsü bulunduğu anlaşıldığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza(koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, …Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 10.11.1958 gün 1958/352-408 sayılı dosyası ile temyize konu dosyasının konusu aynı olmakla birlikte tarafları ve dava sebepleri farklı olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmayacağına, diğer taraftan temyize konu taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934.-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, tapu maliklerinin alım bedelini bu yeri kendilerine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kuralları hükümlerine dayanarak isteyebileceklerine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 17/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.