YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2267
KARAR NO : 2010/5442
KARAR TARİHİ : 21.04.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 2394 parsel sayılı 4660 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, kısmen yörede 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını, daha sonra da 2/B madde uygulamasıyla orman sınırı dışında bırakıldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin … bilirkişi krokisinde gösterilen 1549 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline, 2/B niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekiline 07.11.2008 tarihinde tebliğ edilerek, taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 15.11.2008 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Dava, 2/B sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 2000 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine kısmen 2/B madde sahası içinde gösterilmiş, 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
Davalı vekili 19.11.2009 havale tarihli temyiz dilekçesinde, gerekçeli kararın kendisine ait olmayan bir adreste, tanımadığı birine tebliğ edildiğini ileri sürmüşse de mahkemece bu savunma kabul edilmeyerek, 22.12.2009 tarihli ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiş, ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 17.07.2007 tarihli gerekçeli kararı, 07.11.2008 tarihinde “Adliye Caddesi” adresinde, daimi işçi … Sönmez imzasına tebliğ edilmişse de, davalı vekilinin 26.03.2007 tarihli vekaletnamede ve 03.04.2007 tarihli dilekçede bildirdiği adresi “Hükümet Caddesi, No:111” şeklindedir. Dosyada daha önce davalıya veya vekiline yapılmış başka bir tebligat da bulunmamaktadır. Bu durumda, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edildiğinden sözedilemeyeceğine göre mahkemenin ek kararı doğru değildir.
Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın kısmen 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 2003 yılında yapılan çalışmada ise yine A bölümünün 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin 1972 yılında bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, koşulları varsa davalının bu yeri kendisine satan kişiden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelini geri alabileceği, idarenin tapu kaydı üzerine taşınmazın orman olduğu yönünde şerh koydurmamış olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, 22.12.2009 günlü ek kararın kaldırılmasına ve davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21/04/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.