Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/6937 E. 2010/10051 K. 13.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6937
KARAR NO : 2010/10051
KARAR TARİHİ : 13.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL-ELATMANIN ÖNLENMESİ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 18/09/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı …. vekili Av. … tarafından istenilmekle, tayin olunan 13/07/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı …. Vekili Av. … ile karşı taraftan davacı … Yönetimi vekili Av. …. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, … Köyü öncesinde 298 parsel sayılı olup, pafta yenileme çalışması ile 155 ada 1 parsel sayısı ile 62622,34 m2 yüzölçümünde ve tarla niteliğinde davalılar adına tapuda kayıtlı taşınmazın yörede 1943 yılında yapılan ve 1944 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, daha sonra 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı yasanın1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulamaları sırasında orman sınırı dışında gösterildiğini, 1988 yılında yapılan 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamaları sırasında da bu hatanın tekrarlandığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini ve tapu kaydı üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece 16.11.2000 tarih ve 1998/94 Esas, 2000/217 sayılı davanın REDDİNE ilişkin karar davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2001 tarih ve 2001/8613 – 9379 sayılı bozma kararı ile, (Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, 18.05.1943 tarihli orman kadastro tutanağında taşınmazın devlet lehine tahdit ve tespit edildiği, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan 2. madde ve 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca yapılan 2/B uygulamalarında taşınmaz bu uygulamalara konu edilmeyip doğrudan orman tahdit sınırları dışında … alanda gösterildiği, ilk tahdit ve müteakip 2. madde uygulamalarında her defasında taşınmazın şeklinin değiştirildiği gözlendiğine ve davanın, tapu iptali ve tescil davası olduğuna göre, tüm bu olguların Orman Yönetiminin iddiasına göre incelenmesi gerektiği nedeniyle evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı ile keşif yapılarak ilk tahdit tutanak ve haritası ile sonradan gerçekleşen 2. madde ve 2/B uygulamalarına ilişkin harita ve tutanaklar yerine uygulanıp; yaşlı, tarafsız yerel bilirkişilerin beyanları da alınarak taşınmazın ilk tahdide göre konumu ve sonraki uygulamalara göre konumu belirlenip toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi de incelenmek suretiyle gerçekte tahdit içinde mi, tahdit dışında mı kaldığı, 2. madde ve 2/B uygulamalarına konu teşkil … etmediği belirlenip, duraksamaya yer vermeyecek teknik ve bilimsel verileri içeren ortak imzalı rapor ve kroki alınıp
taşınmazın geçirdiği aşamalara göre krokilerde görülen şekil değişikliklerinin nereden kaynaklandığının araştırılması, ayrıca, tespite esas tapu kaydı uygulanıp tekabül ettiği yer miktarın ve şekil olarak belirlenmesi, taşınmaz orman tahdit sınırı içinde kalıyor ise, kesinleşmiş orman tahdidi karşısında tapu kaydının hukuki değerinden söz edilemeyeceği de göz önüne alınıp kanıtlar birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gereğine) değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne, … Köyü … mevkiinde bulunan 155 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, Yapı Kredi Bankası lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde ve idari sınırları içinde bulunduğu … Köyünde dava tarihinden önce 1944 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, yörede yapılan ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması 11/05/1982, itirazlı yerlerde 17/06/1983 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması da 12/05/1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 3116 Sayılı Orman Yasasına göre yapılıp 1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın, kesinleşen orman kadastrosunda 18.05.1943 tarihli orman kadastro tutanağında belirtildiği üzere tüm yönlerinin orman olduğu, hukuken geçerli tapusu bulunmadığı için devlet lehine tahdit ve tespit edilerek DEVLET ORMANI sınırları içinde bırakıldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934- İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran açıklayıcı bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931- İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, tapu kaydının Medeni Yasanın 1025. (EMY.933) yolsuz tescil niteliğinde olduğu davalıların tarım alanı olarak kullanılmayan ve eylemli orman olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazı ve çevresini görmeden satın almış olmasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, davalıların iyi niyetli olarak da kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerine kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığı konusunda şerh konulmamış olmasının davalıların taşınmazı tapu kaydına güven ilkesine dayanarak ve iyi niyetle satın aldıklarının da düşünülemeyeceği, davalıların bu yeri satın alırken ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendisine satan kişiden geri alabileceği gözönünde bulundurularak kaydın iptaline karar verilmesinde, ayrıca, davalı …nin taşınmaz üzerindeki şerhin lehdarı olduğundan davada taraf sıfatının bulunduğu ve orman olduğu saptanan bir yerde ipotek tesis edilemeyeceğinden kaldırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davalı …. taşınmazın tapu kaydında bulunan şerh nedeniyle davada taraf olduğu, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı belirlenerek ipotek şerhinin kaldırılmasından dolayı masraflar ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerektiği halde, hüküm yerinde 2, 3 ve 4. bentlerde davalı ismi yazılmadan harç, masraf ve vekalet ücretinin “… davalıdan alınmasına” denilmesi doğru değil ise de, buhusus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında 2, 3 ve 4. bentlerde ikinci satırda yer alan “davalıdan” kelimesinin çıkartılarak yerine “davalı ….’den” cümlesi yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin kararı duruşmalı temyiz eden davalı ….’den alınarak, davacı … YÖNETİMİ tarafına verilmesine, aşağıda … onama harcının temyiz eden davalı ….’ne yükletilmesine 13/07/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.