YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7448
KARAR NO : 2011/11268
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi … köyü 101 ada 1 parsel sayılı 365832,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 5304 sayılı Yasayla değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman sınırlandırılması sırasında orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanak 30.10.2008 – 01.12.2008 tarihleri arasında kısmi ilana çıkarılmış ve kesinleşmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazının orman sınırları içinde bırakıldığını, bu taşınmazının ormanla ilgisinin bulunmadığını, tapu kaydının iptali ile adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın REDDİNE karar verilmiş; hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan ve 30.10.2008 – 01.12.2008 tarihleri arasında kısmi ilana çıkarılıp kesinleşen orman sınırlandırılması vardır.
Tapu iptal ve tescil davalarında davalı sıfatı tapu malikine ait olup, çekişmeli … köyü 101 ada 1 sayılı parsel orman niteliği ile Hazine adına tapu siciline kayıtlı olduğu halde davada husumet, tapu maliki Hazine ile yararlanma hakkı sahibi Orman Yönetimi aleyhine değil, Köy Tüzel Kişiliğine yöneltilmiştir. H.M.Y.sının 141/2 maddesi gereğince davacı davalının rızası olmadan davasını genişletemeyeceği ve davanın niteliğini değiştiremeyeceğinden, davanın tapu maliklerine karşı yönlendirme olanağı da bulunmamaktadır. Islahla dahi taraf değiştirilemeyeceğinden mahkemece davanın Orman Yönetimi ve Hazineye ihbar edilmesi ile davada taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. Bu nedenle davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmektedir.
Kabule göre ise; 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesi “kadastro çalışma alanı sınırında orman bulunduğu taktirde; durum çalışmaya başlamadan iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Bu yerlerin orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemleri 6831 sayılı Orman Yasasının hükümlerine göre orman kadastro komisyonlarınca tespit ve haritasına işaretlenerek tutanaklar ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edilir. Bu yerlerin ölçü ve harita işlemleri yukarıdaki sınırlar esas alınarak kadastro ekiplerince ikmal edilir. …” aynı yasanın 11/1 maddesi ise “Kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler; bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilan ettirir, itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro
mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir….” hükmünü taşımaktadır. Buna göre, 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve harita ilan edilmeyip, bu tutanak ve haritalara göre kadastro ekiplerince ölçü ve harita işlemleri yapıldıktan sonra, düzenlenen kadastro tespit tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak askı cetvelleri hazırlayıp, pafta örnekleri ile birlikte ilan ettirilir. Somut olayda: çekişmeli parsel orman olarak tespit edilip, bu şekilde askı ilanı yapıldığına göre, 30 günlük askı süresinde itiraz edilmediği için orman niteliği kesinleşmiştir. Çalışma alanındaki orman sınırları ister orman kadastro ekiplerince iki ay içinde yapılsın, isterse daha sonra arazi kadastro ekiplerince belirlensin orman kadastro işlemlerinin tamamlanmış olduğu kabul edilecektir. Bu tesbite karşı itiraz davasının askı ilan süresi içinde açılması gerekir. Açılmadığı taktirde, orman kadastrosu kesinleşeceğinden, bu tür tesbitlere karşı 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre tapuya dayanarak 10 yıllık süre içinde iptal ve tescil davası açılabilir. Çekişmeli parsel orman alanı olarak sınırlanıp orman niteliğiyle Hazine adına tespit ile tescil edilerek orman kadastrosunun bu şekilde kesinleştiğine ve davanın 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına göre, davacıların tapuya dayanmadığı gerekçe yapılarak reddi gerekmektedir.
Mahkemece öncelikle yukarıda belirtilen husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, karar sonuç olarak doğru olduğundan hükmün bu gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.