Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4488 E. 2011/8111 K. 27.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4488
KARAR NO : 2011/8111
KARAR TARİHİ : 27.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine, Orman Yönetimi ve davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/01/2009 gün ve 2008/15346- 2009/320 sayılı bozma kararında özetle;
1)İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının bu kısma yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
2) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddine,
3) Çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının memleket haritasında … olarak işaretli alanda kaldığı gözlenmektedir. Bilirkişiler … …, … … ve … tarafından verilen 28.7.2008 tarihli rapor taşınmazın niteliğini tam olarak belirlememiş olduğundan hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu nedenle mahkemece önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir ziraat mühendisi ve bir jeoloji mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın … olup olmadığı, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, imar ihya işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği incelenerek taşınmazın niteliğinin belirlendiği, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın … olmadığı saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
4) Kabule göre ise; Fenni bilirkişiler … ve … … tarafından düzenlenen 24.7.2008 tarihli rapora ekli krokide dava konusu taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının yüzölçümü 4527,81 m2 olarak hesaplandığı halde mahkemece (B) ile gösterilen 11361,43 m2 lik kısmının davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru olmadığı” gereğine değinilerek hüküm taşınmazın (B) ile gösterilen bölümüne yönelik bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 4527.81 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dava konusu taşınmaz, Gördes Barajı suları altında kaldığından ve artık tescile karar verilemeyeceğinden, bu nedenle taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, … olduğu şekilde “taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline” şeklinde hüküm kurulması doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hükmün 2 numaralı bendinin döndüncü ve beşinci satırında yer alan “… … adına tapuya tesciline” sözcüklerinin hükümden çıkartılarak, bunun yerine “… … …’nın mülkiyetinde olduğunun tespitine” sözcüklerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 27/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.