YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4459
KARAR NO : 2010/5859
KARAR TARİHİ : 04.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ VE HAZİNE vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu, … KASABASI, 101 ada 5434 parsel sayılı taşınmaz, belgesiz zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 21946,95 m2 yüzölçümü ve TARLA niteliğinde davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı, 101 ada 5434 parsel sayılı taşınmaz ile kadastro sırasında tespit harici bırakılan ve komşu KUSKAN BELDESİ çalışma alanı içinde kalan bir kısım taşınmaza irsen intikal, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle malik olduğunu ileri sürerek kadastro tespitine itiraz etmiştir. Mahkemece, 28/11/2007 gün 2007/150-518 sayılı karar ile davanın KISMEN KABULÜNE 101 ada 5434 sayıl … adına tarla niteliğinde TESCİLİNE, dava konusu geri kalan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğinden bu konudaki davanın REDDİNE, TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ’ne yönelik davanın husumetten REDDİNE karar verilmiş hüküm davalı TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20/06/2008 gün ve 2008/3335 – 2008/2761 sayılı bozma kararı ile; (Mahkemece yapılan araştırmanın hükme yeterli olmadığı, kadastro davalarının, hakları çatışanlar arasında görüleceği dikkate alındığında, Kadastro Müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak, hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri dava konusu, davacı taraf adına tescile karar verilen 101 ada 5434 parsel sayılı taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları, içeriği ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilerek somut olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz dayanaktan yoksun yerel bilirkişi ve tanık anlatımları yöntemine uygun şekilde denetlenmediği, anılan dava konusu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerde davaya konu yapılan taşınmazların ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde gereği gibi durulmadığı, çekişmeli taşınmazlara konu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış ise yerel bilirkişi ve tanık beyanları tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularda denetlenmediği dava konusu taşınmazlara sınırda eylemli biçimde komşu taşınmazların türleri de sağlıklı biçimde belirlenmediği, uzman bilirkişi haritasında tarif edilen sınır yerleri poligon ve röper noktalar ile dava konusu 101 ada 5434 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırındaki taşınmazların konumu gözönüne alındığında bölgede yetkili idare merciler tarafından orman sınırlandırmasının yapılmış olabileceği dava dosyası kapsamından anlaşıldığı, ne var ki mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı, davacı … ile davalı … yönünden davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların adına tescile karar verilen davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi için davaya konu yapılan taşınmazlar başında keşif yapılarak yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılıp usulün 259. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklar çekişmeli taşınmazlar başında yöntemine uygun biçimde dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgiler alınmadığı, tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında
dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık varsa giderilmediği, somut olayda davalı …’ın kendisine yöneltilen davayı kayıtsız ve koşulsuz kabulü ancak kendisini bağlayacağı,davanın gerçek tarafı olmayan diğer davalıyı Kadastro Müdürlüğünü ve davanın tarafı olmayanları bağlamayacağı, davada hazinenin taraf olması zorunlu olduğu,o halde öncelikle sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava dışı hazineye dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmesi, orman yönünden yöntemine uygun şekilde bir araştırma ve soruşturma yapılması, kadastro hakiminin, tesbit günüdeki hukuksal duruma göre taşınmazların türünü, geometrik durumunu, gerçek yüzölçümünü ve hak sahibi yada hak sahiplerini belirlemekle yükümlü olduğunun düşünülmesi, somut olayda taşınmazların belirlenecek türüne göre davalı …’ın davacı … tarafından kendisine yöneltilen davayı kayıtsız koşulsuz kabulüne yasanın hukuken olanak tanımadığı bir başka deyişle cevaz verilmediği, bir hakkın kullanılması yada kazanılması için başka bir yasa hükmünden yararlanmanın “KANUNA KARŞI HİLE” olarak nitelendirilebileceği düşünülmesi, bundan sonra 6831 sayılı Yasa hükümleri ile özellikle anılan Yasanın 11 ve 17.maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14-14/son ve 18.maddeleri hükümleri gözönüne alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir
Mahkemece bozmaya uyularak, davanın KISMEN KABULÜNE 101 ada 5434 sayılı … adına tarla niteliğinde TESCİLİNE, dava konusu tespit dışı bırakılan yer hakkında tutanak düzenlenmediğinden bu konudaki davaya bakmakta kadastro mahkemesinin GÖREVSİZLİĞİNE, dosya kesinleştiğinde ve başvuru olduğunda, değere göre Gülnar Sulh Hukuk ve ya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. madde hükmüne göre yapılmıştır
1) Yerel mahkemenin 28/11/2007 gün 2007/150-518 sayılı kararı ile TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ’ne yönelik davanın husumetten REDDİNE karar verilmiş ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20/6/2008 gün ve 2008/3335 – 2008/2761 sayılı kararı ile, Kadastro Müdürlüğüne yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, hakkındaki husumetten ret karar kesinleştiği anlaşıldığından, temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2) Yerel mahkemece her ne kadar kararı temyiz eden Hazine, karar başlığında taraf olarak gösterilmemiş ise de, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20/06/2008 gün ve 2008/3335 – 2008/2761 sayılı bozma kararına uyulmasından sonra Orman Yönetimine ve Hazine’ye duruşma gününü bildirir tebligat çıkartıldığı, bu suretle bozma doğrultusunda yapılan işlem ile, kararı temyiz eden Hazine,davada taraf sıfatını kazandığına göre, mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 14. ve 17. maddesine göre gerçek kişiler yönünden imar ihya ve zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında hazineden delilleri ve savunması sorularak tüm deliller araştırılıp ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle TAPU KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ’nün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentte açıklanan nedenlerle;davalı HAZİNE’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.