YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4725
KARAR NO : 2010/8026
KARAR TARİHİ : 08.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 10/12/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan günü 08/06/2010 için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı … vekili Avukat … … geldi, karşı taraftan davacı HAZİNE vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davaya konu, …-… Mevkii 14 pafta, 2310 sayılı parsel 5050 m2 yüzölçümü ile TARLA niteliğinde ve 02/09/2004 tarihindeki satış nedeniyle davalı adına tapuda kayıtlıdır. Tapu kaydının beyanlar hanesinde 08/12/1993 tarihinde konulan ormanla ilişkisi olduğu yolunda şerh bulunmaktadır.
Davacı Hazine, davaya konu taşınmazın tamamının orman kadastro sınırı içinde iken, yörede tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın KISMEN KABULÜNE …-… Mevkii, 2310 parsel sayılı taşınmazın orman bilirkişilerinin 26/03/2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 3877.32 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın orman bilirkişilerinin 26/03/2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 3877.32 m2 yüzölçümündeki bölümü orman sınırları içinde bırakılmış, ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılmış, 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak, Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olmadığı ve bu nedenle Hazine ve Orman Yönetimini bağlamayan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/10/1950tarihli kararı dayanak alınarak oluşturulan tapu nedeniyle kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın orman bilirkişilerinin 26/03/2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 3877.32 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, keza, davalı kişinin taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydının beyanlar hanesinde ormanla ilişkisi bulunduğu yolunda şerh bulunduğundan bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına,davalının satış bedelini kendisine satan kişiden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre isteyebileceğine göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin temyiz eden davalı …’dan alınarak davalı HAZİNE tarafına verilmesine, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/06/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.