Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14009 E. 2011/14543 K. 12.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14009
KARAR NO : 2011/14543
KARAR TARİHİ : 12.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 106 ada 92 parsel sayılı 2575,57 m² yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden bahçe niteliği ile …, … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın REDDİNE ve dava konusu taşınmazın …, … ve … mirasçıları adına hisseli olarak tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 6831 sayılı Yasaya göre 2003 yılında yapılıp 30.12.2003 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı ve davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanışımı zilyetliği şartlarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve … Kadastro Mahkemesinde davalı oldukları anlaşılan 106 ada 88, 89, 93, 94, 95, 96, 97 ve 99 sayılı parseller ile halen davalı olduğu 106 ada 87 ve 98 parseller hakkında açılan davaların 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve bu bağlamda biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek olması nedeniyle açılan davaların birleştirilerek birlikte incelenmesi, dava konusu taşınmazların imar planı içerisinde kalıp kalmadıklarının araştırılması, kalmakta iseler imar planının kesinleşme tarihi, daha önceden aynı adada başka parsellere ilişkin yapılan temyiz incelemelerinde DSİ tarafından Karaçay Deresi … yatağı olarak belirtilen alanın sınırları ve krokisi gönderilmiş olduğundan … yatağı olarak belirlenen sahada kalıp kalmadığı, davalı tarafından Teşrinisani 329 tarih 11 cilt, 93 sayfa, 40 sıra nolu tapu kaydına dayanılmış olmasına rağmen tapunun davalı taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği, davalı ile tapu malikleri arasında akdi veya ırsi ilişki bulunup bulunmadığı ve kadastro tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ile … fotoğraflarında taşınmazın konumu araştırılmamıştır. Bu denli yetersiz araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, 106 ada 88, 89, 93, 94, 95, 96, 97 ve 99 sayılı parsellere ilişkin davalar birleştirildikten sonra davalı gerçek kişinin dayandığı tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleri, imar planının kesinleşme tarihi, dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K.
ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerindeki ağaçların cinsi, yaşı, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı belirlenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; davalı tarafın dayandığı tapu kaydı çekişmeli taşınmaza uygulanarak kapsamı ve dava konusu 92 sayılı parseli kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli (dayanak tapu kaydının genişletilebilir sınırlı olması halinde, değişmez sınırdan başlamak üzere 3402 sayılı Yasanın 20/c ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli, asıl taşınmazın kapsamı orman veya ormandan açma değil ise, miktar fazlasının, sınırda bulunan ormandan açma yapılmak suretiyle oluştuğu kabul edilmeli) ve tapunun 4785 sayılı Yasa kapsamında bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, taşınmazın tapu kapsamı içerisinde kalmadığı belirlendiği takdirde imar planı ile Karaçay Deresi … yatağı içinde kalıp kalmadığı belirlenmeli ve kadastro paftasında gösterilmeli, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; tüm taşınmazlar birlikte olarak 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde orman içi açıklık konumunda bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli; çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde orman tahdidinin kesinleşme tarihine kadar orman olduğu ile nazım imar planının kesinleşme tarihinden sonraki zilyetliğe değer verilemeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; kadastro çalışmalarında görev almayan kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; dinlenen bilirkişi ve tanıklarla tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki olursa 3402 sayılı Yasanın 30/1. maddesi uyarınca tespit bilirkişileri de tanık olarak dinlenerek çelişki giderilmeli, Hazine taşınmazın öncecisinin … olduğunu ileri sürmesine göre ilgili yerlerden taşınmazın tahsisli … olup olmadığı ve komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin … olup olmadığı sorulmalı, ziraatçi bilirkişiden bu yönde de açıklamalar istenmeli, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, muris yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 12/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.