Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7794 E. 2010/10721 K. 16.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7794
KARAR NO : 2010/10721
KARAR TARİHİ : 16.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar dava dilekçesi ile; …, … Mevkii 934 nolu parselin bitişiğinde bulunan, tapulama sırasında tescil harici bırakılan yaklaşık 500 m² yüzölçümündeki yer ve içindeki kargir evin murislerinden kaldığını belirterek, taşınmazın muris … … mirasçıları adına tescilini, davalı Hazine vekili , davacının davasının reddi ile taşınmazın 2/B’lik alanda kaldığı gerekçesiyle adına tescilini, davalı … Yönetimi ise davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve 25.02.2009 günlü bilirkişilerin krokisinde “B” ile gösterilen 37,90 m²’lik bölümün davacılar adına tapuya tesciline, “A” ile gösterilen 251,54 m²’lik bölümün 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından (B) ile işaretli bölüm yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, tapulama harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılarak 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1989’da aplikasyon, sınırlandırılması yapılmayan ormanların kadastrosu ve 2/B madde çalışmaları yapılmıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1973 yılında kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada orman niteliğiyle tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, çekişmeli taşınmazın (B) bölümünün kesinleşen tahdit dışında kaldığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, yörede 1973 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin paftada orman olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu taşınmaz orman niteliğinde olması nedeniyle tapulama harici bırakılmış olduğundan, Medeni Yasanın 713.maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17.maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Yörede, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın (B) bölümünün orman tahdit hattı dışında kaldığı tartışmasızdır. Ancak ; bu durumda orman sınırı dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenemez. Çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 Sayılı Yasalar ile 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı nedeniyle arazi kadastrosunun yapıldığı yıllarda davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümü orman olarak tespit dışı bırakılmıştır. H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan Orman kadastrosunun kesinleştiği 1989 yılı ile dava tarihi arasında da 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların taşınmazın (B) bölümüne ilişkin davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; davalı … Yönetiminin karar başlığında gösterilmemiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından (B) ile işaretli taşınmaz yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine 16/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.