YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6971
KARAR NO : 2011/11028
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu … köyü 507 parsel sayılı 3400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile davalı adına tapuda kayıtlıdır. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan tapu kaydının iptali ile 2/B niteliğiyle Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B uygulaması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1948 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1976 yılında yapılan ve 23.07.1976 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
Hükme esas alınan 04/10/2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, “yörede 9 ve 96 nolu Orman Kadastro Komisyonları tarafından yapılan aplikasyon çalışmalarının, orman sınır noktaları arasındaki açı ve mesafelerin hiçbir noktada 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit değerlerine uymadığı, her iki aplikasyonun … bir orman sınırlandırması mahiyetinde olduğu, aplikasyon çalışmaları ilk tahdide uygun olmadığından geçersiz oluğu, ilk tahdide göre çekişmeli taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığı, tahdide uymayan aplikasyonlarda ise taşınmazın orman tahdidi içine alındığı” belirtilmiş, mahkemece de rapor dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki; Hazinenin aynı iddia ile çekişmeli taşınmaza komşu olan ve aynı orman sınır noktalarını birleştiren tahdit hattına göre konumlanan 506 – 512 – 513 – 516 – 534 ve 440 sayılı parseller ile daha başka parseller için açılan davalarda, değişik mahkemelerce 1997 yılında 96 numaralı orman kadastro komisyonunun yapmış olduğu aplikasyon çalışması ilk tahdide uygun ve doğru kabul edilerek davalar kabul edilmiş, davalı
gerçek kişilerin temyizleri üzerine de Yargıtay 20. Hukuk Dairesi kararları onamıştır. Bu durumda, çekişmeli taşınmaz ve belirtilen komşu parselleri ilgilendiren 1598 – 1599 – 1600 – 1601 – 1602 – 1603 ve 1604 nolu orman sınır noktalarından geçen tahdit ve aplikasyon hattı, yargısal kararlar ile de kabul edilerek kesinleşmiştir. Bu durumda, çekişmeli taşınmazında belirtilen tahdit hattının içinde ve kesinleşmiş 2/B sahasında kaldığı belirlendiğine göre, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, gerçek duruma uygun düşmeyen bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.