Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11301 E. 2012/16766 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11301
KARAR NO : 2012/16766
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, icra takibine konu belgenin sonradan kambiyo senedi haline getirilmeye çalışıldığını, kambiyo senedi vasfını taşımadığını, bononun hem alacaklı hem de borçlu kısmına … olarak yazıldığını, ancak daha sonra alacaklı kısmındaki … isminin çizildiğini ve müvekkilinin parafı olmadan yerine … yazılarak takibe konulduğunu, yine yazı ile yazılı kısımda iki ayrı rakam ifadesi bulunduğunu, bu yazılardan beş milyon yazılı kısmın müvekkilinin parafı bulunmadan çizildiğini ve yerine “ben bin” şeklinde bir ifade yazıldığını, bu ifade “ben bin TL ödeyeceğim” şeklinde anlaşılabilecekken davalı tarafından takibin 5.000 TL üzerinden başlatıldığını, kaldı ki rakamla yazılı bulunan kısımda da 5.000 ibaresi bulunduğunu, bono olduğu iddia edilen belge üzerinde üç ayrı bedel bulunduğunu ve bu durumda da evrakın bono olmaktan çıktığını ileri sürerek takip dosyasına konu evrak açısından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra takibine konu senette tarafından hiç bir oynama ve tahrifat yapılmadığını, senetteki tüm çizmeler ve oynamaların davacı tarafından senedi geçersiz hale getirmek için yapıldığını, senet üzerinde sadece davacıdan alacağı olan 5.000 TL’nin yazılı olduğunu, ayrıca “ben bin yedele ödeyeceğim” ifadesinin anlamının 5.000 TL’nin yazıyla “beş bin yedele” yazılmış hali olduğunu, senedin alacaklı kısmını davacının bilerek yazdığını ve yanlışlık olunca bunu değiştirerek kendi adını yazdığını ve senedin altını imzaladığını, davacının borçlu olmadığını aynı nitelikte yazılı bir belge ile kanıtlamakla yükümlü olduğunu ve bu nitelikte bir belge sunamadığını, tanıkla ispata muvafakatlerinin olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; takibe dayanak 20.11.2011 tanzim ve 20/12/2011 vade tarihli senedin üzerinde poliçe bedeli olarak rakamla “5.000,00” TL. yazılı iken yazıyla “beş milyon” ibaresinin üzeri çizilerek “ben bin yedele” yazılı olduğu, rakam ve yazı ile yazılı bedeller arasında farklılık bulunduğu, bu halde Türk Ticaret Kanunu’nun 690/2 maddesi uyarınca bonolarda da uygulanacak Türk Ticaret Kanunu’nun 588/1 maddesine göre yazı ile gösterilen bedele itibar olunması gerektiği ve yazı ile gösterilen bedelin ise “bin YTL” olduğu, anılan açık kanun hükmüne rağmen takibe dayanak senedin 5.000,00 TL değerinde olduğunu ileri sürmenin hukuken olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının icra takibine dayanak, 20/11/2010 keşide tarihli 20/12/2010 vade tarihli bono nedeniyle 4.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının borçlu, davalının lehdarı olduğu takip konusu senette yazı ve rakam hanelerindeki bedellerin farklı yazılmasından doğmaktadır. Takip ve dava konusu bononun rakamla borç hanesinde “5.000” yazı ile borç hanesinde ise “ben bin yedele” yazılmıştır. Mahkemece, rakam ve yazı ile yazılı bedeller arasında farklılık bulunduğunda Türk Ticaret Kanunu’nun 690/2 maddesi uyarınca bonolarda da uygulanacak
Türk Ticaret Kanunu’nun 588/1 maddesine göre yazı ile gösterilen bedele itibar olunması gerektiği ve yazı ile gösterilen bedelin ise “bin YTL” olduğu gerekçesiyle senet bedeli 1000,00 TL. kabul edilerek hüküm oluşturulmuş ise de “ben bin yedele” sözcüklerinin bir anlam ifade edici mahiyette olmadığı, bu yazının rakamla yazılı miktar hanesine uyum sağlaması gerektiği gözetilip “beş bin YTL” olarak kabulü gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.