YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7671
KARAR NO : 2010/10760
KARAR TARİHİ : 16.09.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 2857201.99 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 82.58 m2 kısmının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) ile gösterilen 234.45 m2 kısmın Bozkurt İlçesi sınırları içerisinde kaldığından bu bölüm yönünden mahkemenin yetkisizliğe, (B) ile gösterilen 39.24 m2 kısımın yolda kalması ve hakkında tutanak düzenlenmemesi nedeniyle bu kısmım yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman olarak tespit edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kabul kararı verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi kapsamında usulüne uygun olarak araştırma yapılmamıştır. ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliği, bitki örtüsü ve toprak yapısı ile ilgili rapor alınmamıştır. Bunun yanında davacı tarafın zilyetlik tanıkları dinlenmediği gibi, keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanları ile tutanak bilirkişileri beyanları arasında çelişki oluştuğu halde 3402 sayılı yasanın 30/1 maddesi gereğince tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla çağrılıp çelişki giderilmemiştir. Ayrıca, taşınmazın kuzey tarafından geçen yoldan sonra gelen taşınmazlara kadastro sırasında ne gibi işlem yapıldığının araştırılmadığı bu yerlere ilişkin kadastro tutanakları dosyaya getirilerek bu yerler orman olarak tespit görmüş ise çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı olacağı ve zilyetlikle kazanılamayacağı konusu üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle;
Mahkemece taşınmazın kuzey tarafından geçen yoldan sonra gelen taşınmazlara ilişkin geniş ölçekli kadastro paftası ve bu yerlere ait kadastro tutanak örnekleri getirtilerek öncelikle davalı taşınmaza komşu olan parsellerin orman olarak tespit görüp görmediği belirlenmeli, orman olarak tespit görmüşlerse dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. Maddeleri kapsamında orman içi açıklık sayılacağı ve bu tür yerler zilyetlikle kazanılamayacağından aşkaca bir işlem yapılmadan
davanın reddine karar verilmeli; belirtilen yerler orman olarak tespit görmemiş ise bu kez mahkemece zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ile tutanak bilirkişi beyanları arasındaki çelişki giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi, tutanak bilirkişileri ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 16.09.2010 günü oybirliği ile karar verildi.