YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10747
KARAR NO : 2012/17420
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı …Gıda A.Ş yetkilisi … arasındaki ticari ilişki sırasında bir takım boş senetlerin müvekkilince bu kişiye verildiğini sonrasında bedelleri ödendiği halde iade edilmediğini ve …’in öldürülmesi sonucu bu suçu işleyen faillerin eline geçen bu bonoların faillerin yakalanması üzerine müteveffanın eşi davalı …’e teslim edilmesi akabinde davalı yanın lehtar kısmına adını yazarak anılan bonoyu müvekkili aleyhine takibe konu yaptığını oysa ki müvekkilinin ilişkisinin 2008 yılında sonlanmış olup bononun düzenleme tarihi olan 2009’da ne müteveffaya ait şirket ne de davalıyla ilişkisi bulunmadığını, 2008 yılı itibariyle borçlu bulunmadığına dair şirket avukatı tarafından müvekkiline belge de verildiğini böylece bononun bedelsiz halde bulunduğunu belirterek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine takibin durdurulması ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun müvekkilinin eşi müteveffa … tarafından davacıya verilen borç para karşılığında düzenlendiğini ve bedelinin ödenmediğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; somut olayda bedelsizlik iddiasını ispat yükü davacı tarafta ise de davalı yanın cevap dilekçesinde bonoya konu alacağın müteveffa …’in şahsi alacağı olduğunun bildirmesi ve bonoda lehdar olarak yer alan davalı … ile ilgili beyanda bulunulmaması nedeniyle ispat yükünün davalı yana geçmiş olduğu ve böylece artık davalının bu bonoyla alacağını kanıtlayamadığı öte yandan bonoun düzenleme tarihin müteveffa …’in vefatından sonraya rastlanması karşısında davalı savunmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve yemin teklif hakkını kullanmayan davalının alacaklı olduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle takibe konu 30.000 TL tutarlı senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olunmadığının tespitine, davacının takibin durdurulması ve iptaline dair istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı taraf davalı tarafından takibe konu edilen senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek menfi tesbit davacı açmıştır. Davalı yan takip ve dava konusu senedin davacının müteveffa eşi …’den almış olduğu borç para nedeniyle şahsi borcundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davacı dava konusu senedin imzalı ve boş olarak …’e verildiğini ileri sürdüğüne göre TTK 592. maddesine göre senedi boş olarak imzalayıp veren kişinin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delille kanıtlaması gerekir. Davalının ölen eşinin alacağı nedeniyle lehdar olarak kendi isminin yazılmasını kabul etmesi ispat yükünü üzerine aldığı anlamına gelmez. Mahkemece ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.