Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2642 E. 2011/3662 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2642
KARAR NO : 2011/3662
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı … hükmün; Dairemizin 13.10.2010 gün ve 2010/8435 – 12304 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

1998 yılında yapılan kadastro sırasında, … köyü 130 ada 35 parsel sayılı 6.356,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 130 ada 4 parsele uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, itiraz edilmediği yönündeki açıklama ile kesinleştirilmiş ve 01.02.2002 tarihinde yapılan satış yoluyla …’ya geçmiştir.
130 ada 39 parsel sayılı 392,813 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından 08.07.1998 tarihli dilekçe ile kadastro sırasında kendi adına tespit edilen 130 ada 4 parselin yüzölçümünün eksik yazıldığı, eksikliğin 130 ada 35 ve 39 parsellerde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemenin 130 ada 39 parsele yönelik davanın reddine, 130 ada 139 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, 130 ada 35 parselinde tutanağının Hazine adına kesinleştirildiği ve Hazine tarafından da davacıya satıldığından davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle bu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 03.03.2009 gün ve 2003/59-62 sayılı kararı sadece Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.07.2009 gün ve 2009/9662-11371 sayılı kararıyla “130 ada 35 parselin askı ilan süresi içinde dava açıldığından tutanağının hatalı olarak kesinleştirilmesinin değer taşımayacağı, halen itirazlı olan 130 ada 35 parsel hakkında sicil oluşturulması” gereğine değinilerek bozulmuş, bozma kararı davanın taraflarına tebliğ edilmiş, davacı …’nun 24.08.2009 tarihli karar düzeltme istemi de Dairenin 09.11.2009 gün ve 2009/16916-16456 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleşmiştir.
Bozma kararı taraflarına tebliğ edilmiş, 28.01.2010 günlü celsede bozmaya uyma kararı verilmiş,
Mahkemenin Davanın reddine çekişmeli … köyü 130 ada 35 sayılı parselin tapulama tutanağındaki malik hanesinin iptaline ve tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı yer 130 ada 139 sayılı parsel hakkındaki karar daha önce kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiş,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2010 gün ve 2010/8435-12304 sayılı kararıyla “Yerel mahkemenin, çekişmeli 130 ada 35 sayılı parselin dava konusu edilen (B) bölümünün eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirildiği, bu nedenle, zilyetlikle edinilemeyeceği, dava konusu (A) bölümünün ise eski tarihli haritalarda açık alan olarak nitelendirilse de, çekişmeli yer davacı adına tesbiti kesinleşen dava dışı 30 ada 4 sayılı parsele uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olması ve ormana sınır olması nedeniyle kayıt fazlasının sınırdaki ormandan açıldığı, bu nedenle zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçesiyle, 130 ada 35 sayılı parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinin yasaya uygun olduğuna” değinilerek ONANMIŞ,
Bu kez, davacı gerçek kişi tarafından bilirkişi raporları arasındaki çelişki üzerinde durulup giderilmediği, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına göre davalarının kabulü gerektiği, bu karar ile taşınmazın ellerinden çıkması halinde hakkaniyete aykırı olacağı iddiasıyla karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Her ne kadar; yerel mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, bu kararın onanmasına ilişkin Dairenin 13.10.2010 gün ve 200/8435-12304 sayılı onama kararında mahkemece davanın kabulüne karar verildiğine değinilmişse de bu maddi hatanın sonuca etkili olmadığı, sonuç itibariyle Daire kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, kadastro mahkemesinin kadastro tesbit tarihine kadar gerçekleşen olaylara dayalı davalarda görevli olduğu, 3402 sayılı Yasanın 40. maddesinde düzenlenen tapulu taşınmazlarla ilgili ayrık durum dışında, kadastro tesbit tarihinden sonra yapılan akitlere dayalı tescil istemlerini içeren davalarda kadastro mahkemesi görevli olmadığı gibi esasen davacının böyle bir davası bulunmadığı, çekişmeli 130 ada 35 sayılı parselin Hazine adına tesbit edilmesi üzerine kadastro tesbitine itiraz davası açılmasından ve davalı değilmiş gibi kadastro tesbitinin sehven Hazine adına kesinleştirilmesinden sonra, çekişmeli 130 ada 35 sayılı parselin Hazine tarafından davacı gerçek kişiye satıldığı, bu nedenle kadastro tesbit tarihi itibariyle zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyecek yerlerden olan çekişmeli 130 ada 35 sayılı parselin tesbit günündeki durumu itibariyle Hazine adına tescili yasal olup, kadastro tesbiti kesinleşmiş gibi, bu parselin Hazine tarafından davacı gerçek kişiye satışının yasal olmadığı, ancak davacının zamanaşımı süresi içinde, bu satış nedeniyle kendisi tarafından Hazineye ödenen bedelin kendisine iadesini isteyebileceği gözetilerek, davacı gerçek kişinin davasının reddi yönündeki yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin Daire kararı usul ve yasaya da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde … hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 185.00.- TL. para cezası ile Harçlar Yasası uyarınca 38.20.- TL. red harcının düzeltme isteyenden alınmasına 31/03/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.