YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11014
KARAR NO : 2010/10747
KARAR TARİHİ : 16.09.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05/12/2006 gün ve 2006/3208 – 4011 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapıldı ise orman tahdit haritası uygulanarak, yapılmadı ise eski tarihli belgeler uygulanarak usulüne uygun bir şekilde orman araştırması yapılmalı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise zilyetlik ile kazanma koşulları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Bıçkıatik Köyü 123 ada 1 sayılı parselin tespitinin iptali ve …mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24/02/1998 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına göre, çekişmeli taşınmazın niteliğini belirlemek için mahkemece yaptırılan keşifte görev alan orman ve ziraat bilirkişilerin hükme dayanak alınan raporunda, davalı taşınmazın % 75 – 80 eğimli olup içinde tek ve çok yıllık bitkiler, böğürtlen, dikenler, eğreltiler gibi doğal flora olduğu, içinde tarımsal üretimin olmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın belirlenen niteliğine göre tarıma elverişli olmadığı ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik amacına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Orman ve ziraat bilirkişilerin bilimsel raporları karşısında tanık ve mahalli bilirkişi sözlerine değer verilmez. 3402 Sayılı Yasanın 14 maddesindeki şartlar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16.09.2010 günü oybirliği ile karar verildi.