YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/20015
KARAR NO : 2010/2162
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 13/07/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi DAVALI … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/02/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, karşı taraftan HAZİNE vekili Avukat …, … ve … vekili Avukat …, ORMAN YÖNETİMİ vekili Avukat …, davacı …VE ARKADAŞLARI vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında davaya konu … Köyü ve 770 parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle, 769 parsel sayılı taşınmaz, belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı …ve arkadaşları dava konusu taşınmazın, Marmaris … Köyünde öncesindeı 3 … arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının Çilecik Gediği, Taşbükü İskelesi, Kocaalan, Balandağı, …, Mezar Gediği, Karadağ, … Çiftliği, İnbükü dışındaki Dikili Taş, Kırvasil Çiftliği ve Gölenya Beli olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi %25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla tarım arazisi olarak kullandıklarını,ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak yazılı tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 sayılı kanunla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapu malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır. ORMAN YÖNETİMİ, davaya konu 770 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman niteliği ile Hazine adına tescili, HAZİNE davaya konu taşınmazların özel mülkiyete konu olacak taşınmazlardan olmadığını belirterek hazine adına, … VE … ise, davacı Ayten Şereflinin murisleri …, … ve … Münir Şereflinin, dava dışı … … isimli kişiye satmayı vaat ettikleri yerlerin bu defa anılan kişi tarafından 1991 ila 1994 yıllarıarasında düzenlenen sözleşmelerle kendilerine satışın vaat edildiğini belirterek Ayten’e ait payın ½ oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
2009/20015-2010/2162
Davalı ise taşınmazın kendilerine ait olduğunu; davacıların taşınmazda mülkiyetlerinin söz konusu olmadığını, dayandıkları tapu kaydının hukuken geçerli bir tapu kaydı olmadığını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece, davacılar …ve arkadaşlarının ve ORMAN YÖNETİMİNİN DAVASININ REDDİNE, davaya konu taşınmazların TESPİT GİBİ davalı adına TESCİLİNE, katılan … ve …’ın dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE karar verilmiş, davacılar …vekili ile davalı vekili ve katılan … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/03/2007 gün ve 2006/2303-2077/3649 sayılı bozma kararı ile, (Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden keşif yapılarak,1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise, kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği, düşünülerek taşınmazın niteliği belirlenmesi, Kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Orman Yönetimini bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak, devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, davacılar …ve arkadaşlarının davasının REDDİNE, katılan davacı HAZİNENİN davasının REDDİNE, katılan davacı … YÖNETİMİNİN DAVASININ KISMEN KABULÜ ile davaya konu 769 parsel sayılı taşınmazın ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE, 770 parsel sayılı taşınmazın TESPİT GİBİ davalı adına TESCİLİNE, beyanlar hanesinde 3. derece doğal SİT alanında kaldığının gösterilmesine, katılan … ve …’ın dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 10 gün içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili MARMARİS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi vekili ve katılan HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun
2009/20015-2010/2162
biçimde yapılan inceleme ve araştırmada,çekişmeli 769 parsel sayılı taşınmazın öncesi orman sayılan, orman bütünlüğünde ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu gibi, bu niteliği ile 3402 Sayılı Kadastro kanununun 14 ve 17.maddesine göre imar ve ihyaya dayalı zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu, çekişmeli 770 parsel sayılı taşınmazın ise, Orman Yönetiminin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı kapsamında olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL. vekalet ücretinin davalı gerçek kişiden alınarak,orman yönetimi ve hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 23/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi .